Yazar Hakkında

Seçil Karagöz
- TÜRKİYE
Okumak, araştırmak, şiir/mizah/makale yazmak, müzik yapmak başlıca ilgi alanlarım olup, birkaç yabancı dil çalışmış; üniversiteden emekli dil eğitimcisiyim. Birisi Türkoloji Araştırması yayını olan Türkçe ve İngilizce beş eserim var.

Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

OZANIM! ŞAİRİM! YAZARIM!

İncelikleri şöyle dursun, kullanmakta olduğunuz dilin özgün kuram ve yazım kurallarını özümsediniz mi?

 

Çalışmalarınızda yerine göre bir noktanın, virgülün, yapım ve çekim eklerinin hakkını verebiliyor musunuz?

 

Belki hoş bir espri olmayacak ama bir virgülün iki cümle arasında nasıl anlam farkı yarattığını görebiliriz:

—Oku, adam ol baban gibi, eşek olma!

—Oku, adam ol, baban gibi eşek olma!

 

Gramer sıygada, zaman kavramları dâhil, ne durumdasınız?

 

Sırf bir şeyler yazmış olmak adına yazmadığınıza ne kadar eminsiniz?

 

Edebi, edepli ve keyifli paylaşımlarda bulunabiliyor musunuz?

 

Kısaca;

 

Bir solukta kendinize ‘Ozanım!’ diyorsanız ozansınızdır, ‘Şairim!’ diyorsanız şairsinizdir, ‘Yazarım!’ diyorsanız yazarsınızdır. Buna bir itirazım olamaz kuşkusuz ancak bu noktada hakikaten rahat, huzurlu ve mutlu musunuz?

 

Rahmetli Ziya Paşa bir terkîb-i bendinde şöyle terennüm eder:

 

“Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”

 

Her dilin özgün kuram ve yazım kuralları vardır. Dili kullanırken bu hususu yok saymak gibi bir lüksümüz yoktur ve olamaz da. Anlamını veya nasıl kullanılması gerektiğini bilmediğimiz kelime, deyim ve terimleri ya kullanmayalım, ya da araştırıp öğrenelim. Aksi halde trajikomik durumlara düşmekten kurtulamayız.

 

Bilmemenin değil öğrenmemenin ayıp olduğunu; öğrenmenin sonsuz bir süreç olduğunu ve her yaşta ve başta (=kültür) muhakkak bir şeyler öğrenebileceğimizi hemen hepimiz biliriz. Öğrenmek ve öğretmek, eğitim sürecinin etkileşimli (=interaktif) ve işteş iki temel öğesidir.

 

Dinimiz ilim öğrenmeye çok önem vermiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte; ‘Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz, çalışınız!’ buyrulmuştur.

 

“Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz.”- Fârâbî

 

“Bilmeden yapılan hata yanlışlıktır, bilerek yapılan hata ise ihanettir.”- B.Brecht

 

“Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa, efendim olur.”- Goethe

 

Atatürk, Türk Dili ile ilgili olarak “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.”

 

Biliyorsan konuş, aksi hâlde sus;

Küsme talihine olsa da makûs...

Dinle, anla, öğren; güçlensin zihnin;

Göster iradeni, yok olsun cehlin... (Doğaçlamam)

 

Yürekleri ısıtmak ve dimağları ışıtmak amacıyla güzel Türkçemizle ilgili çok sayıda şiir ve düzyazı ekledim sitelere bu güne kadar.

 

Satırları, sütunları, sayfaları doldurarak

Sade yazmış olmak için özentiyle çırpınarak

Arz-ı endam eyleyerek ‘sözde’ paylaşmış olarak

Mutluluk duyan (!) herkesi hararetle selamlarım...

 

Bu naçiz yazımın da yararlı olmasını dilerim. Saygıyla.

 


Yorumlar

Yorum Bulunamadı