Yazar Hakkında

Ahmet Zeytinci
Ankara - TÜRKİYE
Bir temmuz günü dünyaya gelmiş olup Allah'ın bahşettiği ilahi kader doğrultusunda hayatını devam ettirmektedir. İlkokul, orta okul ve lise başkentte bitirildikten sonra geç de olsa 1982 yılında Uludağ Üniversitesi İİBF İşletme Bölümünde bir yıl eğitim almış ve hevesi de kaçtığı için seksen üç yılında Ankara'ya dönmüştür. İşte şiirlerde o yıllarda yavaş yavaş ortaya çıkar. Sırf bir inat uğruna, sırf bir kendini terk eden ve bir daha da haber alamadığı bir kız uğruna şiir yazmaya başlar. İlk yazdıkları her ne kadar kayda değer şiirler değilse de onları da muhafaza etmektedir. Sonra uzun bir zaman ara verir yazmaya ta ki 2009 yılında bir edebiyat sitesi ile tanışıncaya kadar. O tanışma bir ateşleme yaratır şairin hayatında ve bu gün yediyüze yakın şiiri çeşitli edebi oluşumlarda yayınlanmış ve hâlâ da yayınlanmaktadır. İki bin dokuz yılından sonra şiirler ile birlikte gülmece öyküleri ve denemelerde yazmaya başlamış olup değişik edebiyat sitelerinde şiir ve yazıları defalarca gün birinciliklerine layık görülmüştür. Her fani gibi ahirete doğru son hızla kürek çekmekte olan Ahmet Zeytinci'nin bir kaç site şiir antolojilerinde yirmiye yakın şiiri basılmış olup okurlar ile buluşmuştur. Mizah öykülerini de kitap haline getirmek için bir çabası olmak ile birlikte, gerçekleşmesini de zamana bırakmıştır. Mutlu bir evliliği ve Allah bağışlarsa biri kız biri oğlan iki tane de pırlanta gibi evladı, eşi ile yirmi beş güzel senenin mutluluğunu daha da başka hiç bir şeye değişmeyecektir...

Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

Okumak ve Yazmak En Soylu Eylemlerden Birisidir

Boşuna demedi Rahman ve Rahim olan Allah cc. Kur'an da ''Oku'' diye biz Müslüman kullarına ve tüm diğer insanlara... Bizim ilkokulda bir öğretmenimiz vardı Ali Nail Bey o hep söylerdi bu tekerlemeyi ''Alim olmak istiyorsan al kalemi durma yaz, cahil olmak istiyorsan al çapayı durma kaz.''

Dünyanın en zor işlerinden birisidir kendini aşmak. Bunu da herkes beceremiyor maalesef... Sürekli araştıran ve okuyan insanlar kendilerini aştıkları gibi, hem kendilerini hem de çevrelerini değiştirmeye daha yakındırlar... Oku, sapladığın zaman oku, düşmanın kalbine, ta ciğerine, o ok bile okuduğun öğrendiğin bilgiler ile yapılıyor unutma...

Okumanın ve yazmanın sabır gerektiren bir eylem olduğu gün gibi aşikar. Her gün, evet evet her gün değişirsiniz okuyunca... Bir saat önce ki, bir dakika önce ki, bir gün önce ki siz, siz değilsinizdir artık... Hayata dair daha anlamlı cümleler kurarsınız... Dolgun başakların, başı da eğik olur. Bilgi ile dolan insan da alçak gönüllük her zaman ön plandadır... ''Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın.'' aslında çok önemli olduğunu kavradığınızda bir çok şeyi de halletmiş olarak çıkarsınız diğer insanların, toplulukların karşısına da...

Alak Suresinde de geçer ''O insana kalemle yazmayı öğretti.'' demek ki soylu bir eylem olan yazmak da Allah'ın takdiri ile kazanılıyor. Bizler de dünyaya gelirken alnımıza yazılan yazılar ile bir saniye sonrasında neler ile karşılaşacağımızı bilmeden ahirete doğru son hızla yol alıyoruz...

''Söz uçar yazı kalır.'' derler. Yazmak yaşananlara, tarihe not düşmek, şerh koymaktır da aynı zamanda... Yazdınız mı yaşadıklarınızı, bilgi aktarımı da yapmış olursunuz... Yazdınız mı hayatınızın bir kısmında başınızdan geçenleri, tecrübelerinizi, diğer insanlar için faydalı bir şeyler yapmanın huzuru kaplar ruhunuzu, benliğinizi...

Günümüz toplumlarının bir çoğunda, ekonomik ve sosyal sıkıntılar, alabildiğine, insanları adeta esir almış durumda... Bir türlü sahip olduklarımız ile mutlu olamıyoruz, olmayı beceremiyoruz... Okumak ve yazmak biraz olsun ruhumuzu dinlendirmemize yardımcı oluyor... Adeta bir psikoterapi yerine geçiyor bu soylu eylemler... ''Okumak doldurur, konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.'' demiştir tanınmış yazar Knut Hamsun... Okuyun ve yazın. İlla ki yazar olunacak diye bir kural yok. Kendimizi aşıyoruz, yatağımızdan seller gibi taşıyoruz, okudukça ve yazdıkça... 


Yorumlar

Yorum Bulunamadı