Sevgili Şiir Fırtınası Dostları, Winamp aracılığıyla radyo yayınımızı dinlemek için burayı tıklayınız
Anasayfa
Edebiyat Okulu
Serbest Kürsü
Beyin Fırtınası
Yazılı Şiir Arşivi
Hikaye Arşivi
Makale Arşivi
Usta Şairler
Ustalardan Şiir
Köşe Yazarları
Köşe Yazıları
Haber ve Duyurular
Radyo İstek Hattı
Türkçe Sözlük
Osmanlıca Sözlük
Yazım Klavuzu
Site Kuralları
Yardım Hattımız
Aktif : 17  Misafir: 287
Aktif üye listesini görebilmek için üye olmanız gerekmektedir.
 AŞIK LÜZUMSUZ
 menderes_atağ
 saditettin DEMİR
 Hüseyin Kayaalp
 türkmen kızı
 BOZKURTYAVUZ
 İlkin Abbas
 Son Damla
 Ispartalı Zeki Çelik
 Xalide Efendiyeva
 
Yusuf Bilge (İstanbul - TÜRKİYE) - Mesaj Gönder
Isparta Yalvaç doğumlu. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi B.Y.Y.O.'ndan 1975'de mezun oldu. Başbakanlık Personel Dairesi'nde kontrolör olarak çalıştı. Toprak Tarım Reformu Müsteşarlığı Urfa ve Konya birimlerinde Araştırma-Eğitim Uzmanlığı yaptı. İ.Ü. İktisat Fakültesi'nde Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme üzerine Yüksek Lisans eğitimi aldı. Balkanlardan Türk Göçleri ve Göç Sosyolojisi konulu tezini hazırladı. Evli ve dört çocuk babası. Şiiri fazlalıklarından arınmış, en üst sanat olarak kabul eder. Ona göre şiir sanatların sanatıdır ve kalıcı olanın peşine düşmelidir. Edebî anlayışı Yahya Kemal çizgisinde 'kökü mâzide olan âtiyiz' özdeyişine yatkındır. Türk Edebiyatı'nı bütün dönemleri ve anlatım biçimleriyle kesintisiz bir süreç olarak kabullenir ve sever. Şiirleri ve yazıları, 1968 den günümüze çeşitli dergilerde yer almıştır. Sıla Boyutu ve Uyan Türk Destanı başlıklı iki şiir kitabı Bilge-Oğuz Yayınevi tarafından yayınlandı...
Şiirlerim - Şiir Çözümlemelerim - Makalelerim - Hikayelerim
Kütüphaneme Eklediğim Diğer Şiirleri Görmek için buraya tıklayabilirsiniz

Ahmet Haşim'in Hayatı ve Merdiven Şiiri Tahlili
Eklenme : 20.01.2012 Okunma: 7475

Şiir Adresi: http://www.siirfirtinasi.net/showpage.asp?kind=6&no=402&owner=203

Ahmet Haşim'in Hayatı ve Merdiven Şiiri Tahlili

Zeynep Didem Gezgin

 

Ahmet Haşim (1884-1933)yılları arasında yaşamıştır. 1884 yılında   İstanbul’da doğmuştur. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey’in oğludur. Çocukluğu Bağdat’ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul’a geldi. Mektebe-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) yatılı okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoğlu'nun öğrencisiydi. 1907'de mezun oldu. Bir süre Reji İdaresi'nde çalıştı. Bir yandan da Hukuk Mektebi'ne devam etmeye başladı. İzmir Sultanisi Fransızca öğretmenliğine atandı. Hukuk eğitimini bırakıp İzmir'e gitti. 1912-1914 arasında Maliye Nezareti'nde çevirmenlik yaptı. 1. Dünya Savaşı yıllarını Çanakkale ve İzmir'de yedek subay olarak geçirdi. Mütareke'den sonra İstanbul'a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik ve mitoloji öğretmenliği yaptı. Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi'nde Fransızca dersleri verdi. Düyun-u Umumiye İdaresi'nde, Osmanlı Bankası'nda çalıştı. Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazdı. 1928'de böbrek rahatsızlığının tedavisi için yurtdışına gitti ama iyileşemeden döndü.

Şiire lise öğrenciliği yıllarında başladı. İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, özellikle de Tevfik Fikret etkileri görülür.

Bilinen ilk şiiri "Hayal-i Aşkım"da bu yönelmelere rağmen yeni bir sanat yönelimi olduğu dikkat çeker. Gençlik şiirleri Mecmua-i Edebiye, Musavver Terakki, Aşiyan, Jale, Musavver Muhit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap dergilerinde yayınlandı. Bu şiirleri kitaplarına almadı. 2. Meşrutiyet'in yazınsal karmaşa ortamında onun şiiri ayrı bir ses olarak kendisini gösterdi. 1921'de basılan ilk şiir kitabı "Göl Saatleri"nin başındaki küçük manzumeler, bu dönemin asıl eserleridir. İzlenimci ressam etüdlerini andıran bu şiirlerle Ahmed Haşim, doğanın özünü sızdırmak ister gibidir. Şiiri, bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan Şeyh Gâlib'in parıltısını taşır. "Göl Saatleri", "Göl Kuşları", "Serbest Müstezatlar" ve "Muhtelif Şiirler" olmak üzere dört bölümden oluşan bu kitap Türk şiirinin Yahya Kemal Beyatlı'dan sonraki ikinci kanadını kurar. Beyatlı'nın geniş kesimleri kucaklayan toplumcu ve ulusçu şiirine karşılık Haşim daha dar ama daha derin bir kanalda akmayı tercih eder.

İkinci ve son şiir kitabı "Piyale"nin girişinde "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" bölümünde şiirle ilgili görüşlerini açıklar: “Şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur. Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir. Düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için söz konusu olamaz. Düzyazı us ve mantık doğurur, şiir ise algı bölümleri dışında isimsiz bir kaynaktır. Gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. Şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir. Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. Şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir.”

"Piyale" kitabındaki "Merdiven" ve "Bir Günün Sonunda Arzu" şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim'e saldırılar arttı. Bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20'nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı. 

 4 Haziran 1933’de ölmüştür. Mezarı Eyüp’tedir.
________________________________________
ESERLERİ

ŞİİRLER:
Göl Saatleri (1921)
Piyale (1926)

FIKRA VE SOHBET:
Bize Göre (1926)
Gurabahane-i Laklakan (1928)
GEZİ:
Frankfurt Seyahatnamesi (1933)

-    “MERDİVEN ” Şiirinin TAHLİLİ   -
              MERDİVEN

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki rûha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…


ŞİİRİN İNCELEMESİ:
DIŞ YAPI: Biçim yönünden…
Dönemine göre sade bir dil ve akıcı bir üslûpla yazılan şiirde, anlam yoğunluk kazanmıştır. Şair akıcılığı bozmadan edebi sanatlardan da istifade etmiştir.
"Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?"
Dizelerinde akşam güneşinin ışıklarının suya yansımasıyla suyun yanıyor gibi görünmesi, beyaz mermerin aynı sebeple koyu kızıl bir renk alması, güneşin durumu itibariyle doğal bir olaydır. Ancak şair bilinen türden bu olayları bilmezlikten gelerek "tecâhül-i ârif" sanatı yapmıştır. Yine;
"Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller"
dizesinde anlamı güçlendirmek için gülün akşam güneşiyle aldığı renk kan rengine benzetilmiştir. Ayrıca, gülün daldaki duruşu ve renginin de kanayan yaraya benzetilmesi şiirdeki âhengin sağlanmasında gösterilen hünerin şiir diline yansımasıdır
 
İÇ YAPI: İçerik yönünden…
 
Şiirin ilk bölümünde insan hayatı olan ömür bir merdivenle biçimlendirilmektedir. Ağır ağır çıkılan merdivenler, insan olarak hayatımızın geride kalan yıllarının ifadesidir. İnsanın çocukluk, gençlik ve ihtiyarlık devreleri göz önüne alındığında şiirin son devreyi yansıttığını görüyoruz.
Çünkü geride bırakılan her dakika, insanı ölüm gerçeği ile yüz yüze getirmektedir. Şair bu keyfiyeti bizlere sanatçı kimliğini konuşturarak tabiattan aldığı ağaç, ağlamak ve sararmış yaprak gibi kavramlarla çağrışım yaptırmaktadır. İnsanın, hayatının son dönemlerindeki fiziki görünümündeki değişimler şairin ifadesinde, yüzlerin perde perde solması şeklinde belirtilmektedir.
Bu umutsuzluğun, sıkıntının ve bıkkınlığın duyurulmaya çalışıldığı şiirde zaman güneşin gurûba meylettiği akşam vaktidir. Umutsuzluk, bıkkınlık ve hüzün "bir lisân-ı hafî" gibi insan ruhunu doldurmakta ve onu karamsarlığa sürüklemektedir. Şaire göre bunu anlamak ve anlatmaksa oldukça güç bir durumdur.
Hâşim, şiirlerinin çoğunda olduğu gibi burada da akşamın ve batan güneşin etkisindedir. O'nun, realitenin silindiği bu anlara sığınması, gerçek hayatta bulamadığı yakınlığı, hayal dünyasında oluşturduğu itibari âlemden beklediği içindir. Nazan Güntürk'ün bu sığınmanın gerçekte avuntudan öte bir şey olmadığını ifade eder.9
Hâşim'in sevmediği kendi varlığının dışına çıkma isteği "Merdiven" şiirinde de âşikârdır:
"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden"
Bu çıkış, bu yükseliş onu bulunduğu yerden kurtaracaktır. Yine "Yollar" ve "O Belde" şiirlerinde de bu duyguyu hissetmekteyiz. Hâşim, sonuçta kendi yarattığı aleme erişememiştir. Bu istek "Yollar" şiirinde de, gecenin inen zalim karanlıklarıyla yarıda kalır. Biz bu ulaşamayışın üzüntüsünü işte "Merdiven" şiirinin üçüncü mısraında görmekteyiz:
"Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak"
Hâşim'in ölünceye kadar madde ile ruh arasında kararsız gezintiler yapan büyük bir çocuk olarak kaldığı" görüşünün(10) eserlerinden hareketle yola çıkıldığında isabetli bir karar olduğu kanaatindeyiz.

Şiirin ikinci kısmında mermer bir havuz, akşam güneşinin de tesiri ile tunç rengini almıştır. Bu havuzun içindeki sular ve bütün tabiat yanar haldedir. Tabiat da umutsuz, bıkkın insan gibi batan güneşle beraber gecenin, karanlığın hüznünü yaşamaya hazırlanmaktadır.

Şair burada müzikle resmi birleştirmektedir. Şiirdeki ahenk kulağımıza hoş gelirken, kelimelerle de gözümüzün önünde bir tablo çizilmiştir. Hâşim, şiirde mûsikî ve resme önem veren bir sanatçıdır. Şiirde mânâdan ziyade kelimelerin söyleyiş özelliğine yönelir. Çünkü O, sözün mananın zarfı olduğu ve şiirin sözden ziyade mûsikîye yakın olduğu görüşündedir.11 "Merdiven" şiirinde duyguların açıkça belirtilmediğini, bir takım sembollerle Hâşim'in gizli bir duyguyu ifadeye çalıştığını gözlemliyoruz. Bu yaklaşım, O'nun sembolik sanatın türlü yorumlara yol açan niteliğine bağlı kaldığı görüşünü de doğrular mahiyettedir.
"Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…"
Akşamın böylesi ancak bazı ruhlara dolan gizli bir söyleniş ve gizli bir anlaşmadır. Zira Hâşim'e göre mânâ, âhengin telkinâtından başka bir şey olarak da görülmemektedir.

sanatalemi.net 3 Ocak 2012

 


Yorumlar (0)

 K. Adı
 Şifre
Üye olmak için tıklayınız
Şifremi Unuttum
saat
mirgif.gif  




































BAŞBAKAN ERDOĞANA YARGITAYI ŞİKÂYET ETTİ!.
OZAN MİZANİ /DERYA'DAN DAMLAYA ŞİİR KİTABI
Reklâm Yazarı Şair Hasan Sancak'tan Şok İddia ...
Necdet SEVİNÇ Hocamınızın vefatının 1.yılı
Üye olmadan mesaj panosunu görüntüleyemezsiniz