Yazar Hakkında

Prof.Dr.Nurullah Çetin

Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

PKK’YLA MÜCADELENİN BİR BOYUTU

 

 

 

1919 yılında genel anlamda ülkemiz İtilaf Devletleri adlı Haçlı Siyonist emperyalist devletler tarafından işgal edilmişti. Urfa da Fransızlar tarafından işgal edilmişti. Bu sırada işgalci Batılı devletler vatandaşlarımızı aşiretlerine, etnik aidiyetlerine, mezheplerine göre ayırıp birbirine çatıştırma çalışmalarına hız vermişlerdi. Çünkü ancak böylelikle vatanımızı bölüp paylaşabileceklerdi. Urfa’da Fransızlar, bazı aşiretleri yanlarına çekip Türk Devletinin yanında yer alan diğer aşiretlere karşı kışkırtıyordu.
18 Kasım 1919 günü Kürt Millî aşireti reisi Mahmut Bey Urfa eşrafına şöyle bir mektup gönderdi:
“Düşmana söz vermek değil, Diyarbakır halkıyla birlikte din, vatan ve Osmanlı egemenliği uğruna milletçe verilmiş ve cihana ilan edilmiş olan kararları her zaman icraya hazırız. Bu husustaki azim ve kararımızın kesinliği dahi ilan edilmiştir. Baba ve dedelerimiz bu uğurda şehit ve gazi oldu. Biz de onların torunları olduğumuzu Doğudan Kur’an-ı Kerim’i kaldırmak gayesini takip edenlere ispat edeceğiz. Vatanımızın her tarafını yangınlar sarmıştır. Kardaşlarımız (Türkler) Batı Anadolu’da Yunanlılarla çarpışıyor. Bizler de yarın Doğu Anadolu’da hayatımızın devamı için çarpışacağız. Düşmanın bizi gafil avlamaması için hazır olunuz. Aksi halde dinimiz imha, namusumuz Ermeni ayağı altında kalacaktır. Düşmanın takip ettiği amacı idrak edemeyenlerin aydınlatılmasını bilhassa rica edeceğiz.” (Müslüm Akalın, Millî Mücadelede Urfa, Şanlıurfa 2010, s.29-30)

O zamanki İtilaf Devletlerinin devamı, bugün Amerika’dır, İngiltere’dir, Fransa’dır, bir de bunlara İsrail ve Almanya eklendi. Bunlar hep birlikte bugün de 79 milyon vatandaşımızı etnik yapılarına, mezhep farklılıklarına, inanç ve hayat tarzlarına göre sürekli ayırıp kışkırtarak iç savaşa zorluyorlar. PKK, IŞİD, FETÖ gibi örgütlerin hepsi Haçlı Siyonist Batı tarafından kurulan, beslenen, korunan fitne örgütleridir.

Bu örgütlerin özellikle Amerika ve İsrail adına bu bölgede alan açma faaliyetlerinde maraba olarak kullanılan birer taşeron örgüt olduklarını, bunlara destek verilmeyeceği gibi bunlarla bizzat mücadele edilmesi gerektiğini Kürtlerin, Alevilerin ve cemaat tarikat mensuplarının iyi anlaması gerekiyor. Zira gâvur, bu kesimler üzerine projeler yapıyor, bu kesimleri kışkırtıyor, güya bu kesimlerin hamisi gibi davranıyor.
Halbuki Amerika’nın, İsrail’in ve Avrupa’nın bu kesimlerin kara kaşlarına, kara gözlerine hayran olmadığını, asıl amaçlarının bunları maşa olarak kullanarak bağımsız, millî, güçlü Türk devletini yıkıp dağıtarak istedikleri şer projelerini rahatça uygulamak olduğunu anlamları gerekiyor. Dolayısıyla kendine Kürt diyenlerin, Alevilerin, dindarların, bütün Türk milletinin, velhasıl her vatandaşın hürriyetini, bağımsızlığını, rahatını, menfaatini, şahsiyetini ve kimliğini korumak için bu emperyalist devletlere karşı toptan, hep birlikte karşı koymak gerektiğini, anti emperyalist çizgide, vatan savunmasında birlik olmak gerektiğini anlamaları gerekiyor.

Bugün özellikle PKK tarafından kıskaca alınan Kürt vatandaşların yukarıda verilen Kürt Millî Aşireti reisi Mahmut Beyin mektubunu dikkatle okumaları ve bu yaklaşımı bugüne uyarlamaları ve bu doğrultuda PKK’ya karşı öncelikle onların mücadele vermeleri gerekiyor. Bunu yapmazlarsa başlarına gelecek olan, Mahmut Beylerinin mektubunun son 2 cümlesinde ifadesini bulan durumdur.

Amerika, İsrail ve Avrupa’ya ve onların içimizdeki taşeronları olan terör örgütlerine karşı mücadelenin yöntemini resimdeki çocuk göstermiş.

Prof. Dr. Nurullah Çetin