Yazar Hakkında

Mehmet ÇETİNKAYA
1961 Tavşanlı doğumlu. Ailece Kütahya / Emet / Esatlar Köyündendir. İlk ve Orta okulu Tavşanlıda bitirdi. Tavşanlı Ticaret Meslek Lisesi mezunu olan Mehmet Çetinkaya, 10 yıl süren özel sektör çalışmasından sonra ticari hayata atıldı.Bir süre Bizim Tavşanlı Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Mehmet ÇETİNKAYA Yerel Televizyonlarda THM programları sunuculuğu yaptı. Kütahya Destan Tv de BERGÜZAR isimli canlı THM Programını sunuculuğu yaptı. Türk Kütüphaneciler Derneği Tavşanlı Şb. Yönetim Kurulu Üyesi. Gönüllü Kütüphaneci ve Eğitim Gönüllüsü olan Mehmet Çetinkaya evli bir çocuk sahibi. ESERLERİ 1- Ben Ne İsterim - Şiir - Tavşanlı - 2000 2- Tavşanlı Sanatçılar Ansiklopedisi- Tavşanlı - 2004 3- Elma Bahçesi Çocuk Hikayeleri - Akış Yayınları -2006 PROJE ÇALIŞMALARI: 1-Tavşanlı AKA (Tavşanlı Alan Kültür Araştırması) Telif Tescilli Proje 2-ASKAP - Akademik ve Sosyal Araştırma Projesi (Bilgisayar Programı) Telif Tescilli Proje.. Araştırmacı, Yazar, Şair, Müzisyen, Haber Muhabiri ve Yazar Gazetecilerin eserlerini içerik, konu ve başlıklarına göre tasnifleyip arşivleyerek yazabilecekleri bilgisayar programı.

Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

PENCEREDEN MEKTUP AŞKLARI -7

 

AYŞE, AHMETLERİN EVİNDE
Ahmet kapıyı açar, ayakkabılarını çıkaracakken gözüne yabancı bir ayakkabı ilişir. Dikkatlice bakar kimin diye, bilemez. Ama bir bayan ayakkabısıdır. Mutfaktan sesler gelmektedir.
“İiiih aman Allahım”, der içinden. Anasının gonuştuğu Aşadır. Ahmetle Murat mektup muhabbeti yaparken Aşa Ahmetlerin evinde, anasınla gonuşyo. Bu konuşmalar kesilmeliydi, bir çare bulmalıydı. Haberiniz olsun eve erkek geldi mesajı vermeliydi. Kesik kesik öksürmeye başladı.
Anası seslendi:
--Ahmet, oğlum sen mi geldin?
Ahmet: Hee ana ben geldim, yemek gokusu gelyo burnuma, nele yapyon baken, biştise üstünden yiveren, der mutfağa yürür.
Annesi mutfak kapısında yoluna gerilir, girmesini engeller.
O sırada Ayşe’de kapıya doğru yaklaşır ve hafif bir gülümseme ile;
--Amet hoş geldin, bak zeytinyağlı dolma saryoz
Annesi: Sen misafir odasına geçve olum, Aşa gızım va burda, bana yardım etveme gemiş.
Ahmet mecburen misafir odasına geçer. Peşinden annesi, elinde yeni sarılmış dolma ile gelir;
--Amet olum al şunları yide mutfan etrafında dolanma, gız evde misafir. Hem sana bişe sorcen, lafın üsütüne geldin. Bu Muradın evlenme niyeti vamı bilyonmu.
Ahmet ,derin bir nefes alır ve körük gibi üfler. Uflaya puflaya;
--Va ana, vada Muradın derdi çook böyük.
Annesi: Hayırdır olum, hasta falanmı, gara sarılıkmı.
Ahmet: Yok ya ana, böle gidese gara sarılıkda olcek çocuk.
Annesi: Sölesen ya olum nemiş derdi, ayıp bişemi.
Ahmet: Ölede del ana ya. Murad bi gız sevyo, Gızda unu sevyo. Yalınız anasına diyemiyo.
Annesi: İiihh, geldine gızyodum emme eyiki geldinde devedin, bende Aşayı Murada alverem diye gonuşmak için çağırdıdım. Demeyen bari.
Ahmet: Deme ana, deme, gızada yazık Murada da.
Annesi: Eyi, eyi demeyen, ….biraz suskunluk ardından annesi odanın kapısını kapatır ve Ahmet’in yanına oturur. Oğlunun başını okşarken,
--Bilyon demi olum ben seni çok sevyon,
Ahmet annesine sarılır;
--Hee ana bilyon, sen bidenesin. Analan en gözesi en iyisisin.
Annesi: Bide senin mürüvetini görvesem, gözlem açık gitmez gali.
Ahmet huylanmıştır. Sakin olmaya çalışarak;
--İnşallah ana, bi gün oda olur.
Annesi: Aşı, bulaşığı çamaşır yıkaması eyi, eli ayağı düzgün, ev işide pek göze. Maden Muradın sevdiği va, hazır Aşa gız eve gemişken seni gonuşverenmi, he dersen aha gız mutfakta iki çift lafla gızı baların ben. Uda he derse yolleyen buraya ikiniz bi gonuşun.
Oda lunapark dolapları gibi Ahmetin etrafında dönmektedir. Oturduğu minder, yanardağ ağzından çıkan alev gibi olmuş, başından aşağıda kaynar sular dökülmüş gibi. Kızarmış, bunalmış, ateş basmıştır. İçinde bir şeyler patlayacak gibi daralmıştır. Ne konuşabiliyor ne de kalkıp gidebiliyor. Tıpkı ateş ortasına konmuş kütük odun gibi, yandıkça yanıyor. Zeynep, Murat, Fatme.. sırayla gözünün önünden geçiyor. Dert ortağı, kader arkadaşı, sağdıcı olacak Murat. Evlenmek istediği ve anamı yollacen  dediği Zeynep.
Bu suskunluk ve durgunluğu öyle hal aldı ki, konuşamıyor, laflar boğazında düğümleniyor. Nice sonra annesi bu hali fark edince;
--Hayrola oğlum, durgunlaştın, evlencek olanlala gızlada olur böle şele, sen bi he de alışır gidersin, geçer bişicin gamaz.
Ahmet: Ana sana bişe decen emme bana gızmacen.
Annesi: Sen benim biricik yavrumsun oğlum niye gızenki, söle baken dinliyon.
Ahmet: Ana Aşalan ben omaz, unlan biz bi sokakda gardeş gibi büyüdük. Ana bende bi gız sevyon…, deyiverir.
Ok yaydan çıkmıştır. Nasıl söylediğini bile bilmemektedir. Biraz önceki buram buram teri soğumuş, üşümeye başlamıştır.  Hafiften bir titreme geçirir.
Durumu fark eden annesi, elini oğlunun alnına koyar, buz gibi soğuk bir ter..Oğlu üşümekte ve titremektedir.
Annesi: Tamam oğlum tamam. Aşaya bişe demecen. Sen bekle baken bi, ben Aşayı evlene yollayende ikimiz bi gonuşam, diyerek mutfağa gider.
--Aşa, gızım, Amet top oynamaktan gelyomuş, acıktan su dökünen der, ayıp olur gızım, galanlanı ben yaparın gali, Allah Razı Olsun. Anan gardeşlime selam söyle.
Ayşe: Tamam dezem, bizim aşlada bişcekti, anam başım arıyo biraz yaten dedidi, diyerek Ahmetlerin evinden çkar.
Annesi mutfakta kaynattığı naneli akbaşlı otunu bardağa süzerek Ahmet’in yanına gelir.
--Oğlum naneli akbaşlı, şunu içvede için ısınsın. Hem senin göğsün kabarmış, eyi gelir. Ah benim dertli oğlum, bi gız sevdini söleyemeyon diye çokmu gorkdun.
Ahmet: Diyemedim işte ana, napcemi bilemedim. Adı Zeynep, aşşa sokakta oturyola. Benim garım olcek, senin gelinin. Omaz deversen ben naparın gali.
Annesi: Oğlum bu Zeynep’in anası bubası nası bişele, eyilemi bakam. Eyice örendinmi.
Ahmet: He ana bilyon. Eyi insanlamış.
Annesi: Tamam benim aslan oğlum, Yeterki sen hastala oma. Bu hastalıklan doktoru yoktur. Ben bi bahane bulup evlene giden, Zeynebi gören, elinde bi su içen bakem, anasınlada gonuşen.
Ahmet: Zeynebin anası dantel örüp satyomuş. Ana yalınız Zeynebin anasınla bubası bilmiyo, una göre davran, haberin osun emi.
Annesi: Devedin eyi oldu bak, dantel bakma geldim diye tereyağından kıl çeke gibi gonuşurun oğlum, sen meraklanma. Hem sen gak baken banyonun zobasını yakda ben çamaşırları bari yıkeveren, Aşa gıza “Amet top oynamaktan gelyomuş, acıktan su dökünen der, ayıp olur gızım” dedimde yolladım. Bacadan duman çıksın, farkına varırsa "hem yardım etve dedi hem evinden govdu” der, ayıp olur.
Ahmet: Ana madem Zeynebi görme gitcen, Muradın anasınıda götürde uda Fatmeye bakvesin. Hem Fatmenin anası Muratla mektuplaşdıklanı bilyo, “ anasını yolasında gonuşam” demiş.
Annesi şaka ile karışık oğlunun başına vurarak;
--Hınzırla sizi, zere ikide bir çarşıda işimiz va deyip duryodunuz, Muradla ikiniz her bişeyi ayarladınızda bize sinema artisleri gibi oynamakmı galdı. Eyi bakam eyi, sen yörü baken zobanın başına, Muradlan işinide yapam, sevaba gireriz..
Ahmet annesine sarılarak;
--Ana gözünü seven bak bi gafama vurma, zaten naptımı bilmeyon, hem bak bi töbosun evdeki yemeklen hepsini Zeynep bişiryomuş. Hamarat gelinin olcek, daha ne istiyon.
Annesi: Hele bi yapmasında gören. Bacaklanı gıra otutdurun köşeye, Zeynebin şalvarınıda sana giydirip evin bütün işleni sana yaptırın. Hele bi yapmasında gören.
Ahmet: (Gülerek) Giydiremesin göze anam, giydiremezsin… Zeynep şalvar giymiyo, etek giyyo, etekli gelinin olcek...
Annesi: Neee.. etek mi.. Omaz olum, “etekli gelin” aldı dedirtmem ben, şalvar giycek, yosam alvemem. Ahada şuraya yazyon. Gelinim olunca geycek, şalvar yaptırcen diye 4 kat şalvarlık 32 metre gumaş aldım ben. Hem 2 kat şalvarlıkta Hacıdan getitdirdim.


Not:Tavşanlı’da 1 kat elbise, entari ve şalvardan oluşur ve 8 metre kumaştan yapılır.
 
Mehmet ÇETİNKAYA
Tavşanlı 06.12.2013

YAZARA AİT YAZILAR

Yazı Başlığı Tarih Okunma
PENCEREDEN MEKTUP AŞKLARI -7 08.01.2014 2864
PENCEREDEN MEKTUP AŞKLARI –6 08.01.2014 746
PENCEREDEN MEKTUP AŞKLARI –5 28.11.2013 1161
PENCEREDEN MEKTUP AŞKLARI -4 23.11.2013 969
PENCEREDEN MEKTUP AŞKLARI -3 21.11.2013 823
PENCEREDEN MEKTUP AŞKLARI -2 20.11.2013 785
PENCEREDEN MEKTUP AŞKLARI -1 14.11.2013 1143
CEHALETE YENİLMEK ÜZEREYİM 23.10.2013 34
YÖRE- MÜMTAZ ŞAHSİYET 15.06.2013 1499
YÖRE AĞZI DÜNÜRLÜK VE AŞK 10.07.2012 2153
HASAN SAYGISI (TELEFON) 19.04.2012 1269
AKDAMAR KİLİSESİ HAKKINDA BİR YAZI 27.03.2012 1948
YÖRE AĞZI - ELİFBA 10.03.2012 1310
TÜRK MÜZİĞİ VE TEDAVİ ETKİLERİ 27.02.2012 1339
YÖRE AĞZI - DEMEMİŞTİR 26.02.2012 1656
ERMENİLER, MERZİFON VE ÖĞRETMEN ZEKİ BEY 26.02.2012 1934
VECİZ SÖZ DENEMELERİM 24.02.2012 1214
GÜLSÜM İLE EFE 24.02.2012 1082