HAYATIN İÇİNİ DOLDURMAK VE ERDEM
Hayatı seyip bırakırsak bizi başkaları yönetir.
Ona sahip çıkıp içini doldurmak ve önemsemek gerekir çünkü bize özel bir hayatı bizden başkası yönetiyorsa bize göre değil kendine göre şekillendirir ve biz hiçbir zaman biz olamaz, içini doldurmak için bir çaba gösteremeyiz.
İçi doldurulmayan hayat akışına bırakıldığında muhtemel engellere de karşı çıkamayız, çünkü hayat bize ait olmaktan çıkmış başkalarının hizmetine girmiştir.
Dolayısıyla başkalarına verdiğimiz bu erki geri almak da mümkün değildir.Yöneten değil de yönetilen olmuşsak bizim her türlü tasarrufumuzu başkaları kullanmaya başlamıştır.
Bizim tasarruflarımızı eline geçirenler aynı zamanda para ve fiziki gücü de ellerinde bulundurur ve hatta bizim adımıza kullanılan bu tasarruf için erkler arası kavgalar bile olur bu kavga arasında aracılık yapmaya başlarız ve bu kavgada aracı tokadını yiyende yine biz oluruz.
PEKİ NE YAPMALI
Öncelikle hayatı sorgulayan, okuyan insanlar olmalıyız ve kendi insani duygularımızla tüm mantıklı teori ve pratiklere sahip olup hayattan aldığımız derslerle beraber sentezleyerek bir dünya görüşüne sahip olmalıyız.
daha da önemlisi bunu kullanan kişiler olmalıyız
Tüm bunları sırf kendimizi tatmin etmek için değil hayatı kolaylaştırmak için yapmalıyız.
Kendimizin yanı sıra aile ve çocuklarımızın da gelecekte aynı şeylere maruz kalmamalarına hizmet etmiş oluruz.
Onların da hayatta huzurlu yaşama hakkını sağlamalarına öncülük etmiş oluruz
Yönetilmek fikri sonucunda düşünmemeyi, hantallaşmayı da beraberinde getirir
örneğin uçma yeteneğini kaybetmiş varlıklar gibi biz de hayata tutunma yeteneğini,konuşma yeteneğini, savunma yeteneğini kısacası mücadele yeteneğimizi kaybetmiş oluruz ki bu bir insan ve bir toplum için felaketinde beraberinde getirir
Haklarını savunmanın bir erdem olduğunun farkına varmalı, insanı insan eden unsurun yukarıdaki saydığım niteliklere sahip olmakla elde edileceğini de bilmeliyiz.
Yani amiyane tabirle ‘’saldım çayıra Mevlam kayıra,,anlayışıyla kendimizi sadece çözümsüzlüğe sürükleriz
aslında işini Allahın merhametine bırakmak da aynı şeydir .
Allah insana her türlü velinimeti vermiş sadece bize düşen o verilen
nimetleri gereğince yerinde kullanmak ve kullandırtmaktır.
Müspet ilmin verilerinden de faydalanarak kendimizden ailemizden de sonra tüm insanlığa faydalı insanlar olabilir dünyanın yaşanabilir
olmasını sağlayabiliriz
Bir insanın insan olma vasfına sahip olması emsal teşkil edeceğinden çevremizdeki insanlara da yansır çünkü güzel insanlar ayna gibidir onun yansıması toplumunda aydınlanmasını sağlarAslında insan ahlakı düşünen insan olmakla başlar, düşünmediğimiz şeyin güzel yanlarını da göremeyiz çünkü yaşamın içini dolduran tüm olgular hayatın tamamlayıcı unsurlarıdır.
hayatta birbiriyle ilintili olmayan hiç bir konu yoktur yani mümkünse her insanın her şey üzerinde kafa yorması şarttır.
aynı zamanda kişinin de bunlara sahip olması hayata eleştirel bakması, öz eleştiri yapması hayattaki zorlukların büyük bir bölümünü çözer
Tüm bunlara koşut olarak
Dilimizi iyi kullanmamız da birikimimizle ilintilidir bu nedenle edebiyatın önemi büyüktür.
Yukarıda da belirttiğim gibi Güzel ifadelerle konuşmak anlaşılır olmayı sağlar ayrıca kelime haznesi geniş bir insan, konuşurken zorluk çekmez çünkü konuşurken akla gelmeyen bir kelimenin yerine aynı anlama gelen bir başka kelimeyi kullanarak sözünü kesmeden konuşmasına devam eder
Yani tüm unsurlar hayatın bize dayattığı zorunluluklar olup insan olma vasfını tamamlamak için gerekli şeylerdir
nasıl ki su akarını kendi buluyorsa insan da hayatın içini doldurarak kendisi yön verebilir
başarılı insan gerçeğinin altında da bu yatar
Bu sahip olacağımız şeylerin yekünü ise erdemdir.
YAZARA AİT YAZILAR