Yazar Hakkında

Kemal DOĞANAY
Tokat - TÜRKİYE
Kendisi Hakkında Yazdığı k.doğanay HAYATI Türk Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi şairimizin yaşam öyküsünü şöyle vermiştir; Şair.1954, Karaşeyh Köyü/Zile/Tokat/ doğumlu .İlkokul’u köyünde, Ortaokulu Zile’de okudu. Tokat Öğretmen Okulu (1972) ve AÖF iktisat Bölümü (1988) mezunu. 1972 yılından itibaren Kastamonu, Ankara, Tokat ve Almanya’da görev yaptı. Mesleğindeki Başarılarından dolayı ödüller aldı. Evli ve üç çocuk babası. Yazı ve şiirleri; Bozkurt Dergisi’nde başlayarak, Ortadoğu, Millet, Her gün,Tercüman,Türkiye, Cide Postası, Zile Postası (23 yıl yazdı) Gazeteleri ile Öncü, Milliyetçi Yol, Hakses, Diyanet, Eğitim Alanı, Çağdaş Eğitim, Kümbet, Memleket ( Yayın Kurulunda),İnsanca,Dost,Tribün ( Baş Yazarı),Dergilerinde yayımlandı. Cıvıltı adlı Çocuk Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Türkiye Yazarlar Birliği Üyesidir. ESERLERİ; 1.Elif Ana ( Çocuk Hikayesi ) 2.Sevda Şiirleri ( Şiirler ) 3.Can Eriği ( Çocuk Şiirleri ) 4. Akıncıların Ruhu ( Roman _Tefrika). Kemal DOĞANAY

Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

KOCA MISTIK KAA!

 

      Olay Zile’nin köylerinden birinde geçmektedir.O yüzden Zile şivesiyle yazacağım.Şimdiden bütün okuyucularımdan özür dilerim.
     Adam namlı bir pehlivandır.Ünü bütün ovalarda ve köylerde söylenir.Üstelik babası zengindir.Köyün ağasıdır..Çukurova gibi binlerce dönüm arazisi yoktur.Ama hali –vakti yerindedir.Kapısı herkese açıktır.Odasından hiç misafir eksik olmaz.Hele ulaşımın bu kadar seri olmadığı o devirlerde..Misafir almak her evin işi değil, gece yatıya kalmakta her oda da mümkün değil.İşte böyle devirde geçen bir olay.Ve hikaye.Daha gençtir o zaman.Namı yayılmaktadır…
    Katıldığı düğünlerde baş köşede oturur.Rivayete göre ara sıra da olsa ahırdaki boğayla bile güreş tutar.Öylesine güçlü ki önüne çıkan herkesi yeniyor.Tarihte Zaloğlu Rüstem gibi derler.
     Bu kadar güç ve şöhret olunca kendisini dev aynasında görür olmuş tabii.Hani derlerya?.. “Bıçağını önü de arkası da kesiyor!”Öyle işte.
    Bu güç ve kuvvet sonunda onu biriyle kavgaya götürüyor.Kavga sonun da adamı yaralıyor. Adam da mahkemeye veriyor.Savcılıktan davet geliyor;
---Filan gün, falan saatte mahkemede hazır olun,diye..
      Pehlivanın adı Mustafa ama namıyla herkes ona “Mıstık Kaa!”diyor.Koca Mıstık Kaa!Bu çevrede Kaa! Ağa manasında kullanılıyor.Yani Mustafa Ağa. Ama yöresel  söylenişi Mıstık Kaa!
      Denilen gün,verilen saatte hakimin karşısına çıkıyorlar.Hakim kimlik tesbiti için buna soruyor;
---Sen kimsin?..
      Koca Mıstık Kaa hakime şöyle gözünün ucuyla bakıyor!”Beni nasıl tanımazsın?” der gibi cevaplıyor;
---Ha yavrum hakim baa..Koca Mıstık Kaa!yı da tanımıyor musun?..
     Hakim gülüyor.
     Sonrası ne olmuş, bilenler pek anlatmadılar. Biz de çok araştırmadık.Bizim bildiğimiz, bu sözü karşımızdakini küçümsemek ,kendimizi de dev aynasında göstermek için söylediğimiz  sözdür;
---“Ha yavrum hakim baa..Koca Mıstık Kaa..yı da tanımıyor musun?
      Şimdi Zileli okuyucularımdan bir çoğu bu sözü bilir ve kullanırlar.Bilgisizce söylenen bir söz ama ders verir nitelikte bir söz işte..Yazılmaya değer bulduğum için yazdım.İstedim ki böyle güzel hikayeler unutulmasın..Nesilden nesile aktarılsın.Herkes geren dersi alsın!
        Sizlerin de varsa böyle güzel sözler ve hikayeleri yaza bilirsiniz.Hiç olmazsa ata sözlerimizin hikayeleri unutulmaz.Gerçi buna özlü sözler de denir ama olsun.Nihayeti bizim sözlerimiz ve yaşanan hikayeleri..
 
Kemal DOĞANAY
 

Yorumlar

Yorum Bulunamadı