Yazar Hakkında

mehmet şahan

1957 KİLİS DOĞUMLU, EMEKLİ ÖĞRETMEN ------ÖZ BİLİYORSA SÖZÜNÜ; ------PEKİ, GÖZE NE GEREK ------GÖZ GÖRMÜYORSA ÖZÜNÜ; ------DE Kİ, SÖZE NE GEREK -------------------------------------- MEHMET ŞAHAN


Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

ŞEHİRDE GÜNAH OLAN, KÖYDE MÜBAH MI ?

                                    ŞEHİR                           VE                          KÖY
 
ŞEHİRDE GÜNAH OLAN, KÖDE MÜBAH MI?
 
“………………………………………
El de kirlidir dil de tükürülmez yerlere,
Köy yolları tozludur, alışmışsın bir kere…

Kaldırımda ayağın, değilsin ki, köylerde!
Tut ağzını, yutkun git! Ayıp olur, tükürme!...
………………………………………………” Kadir Yeter
 
Değerli gönül dostları,
İnsanların yüzüne karşı tükürmek, öksürmek, aksırmak, tıksırmak, vs. vs. bunların ulu orta yapılması bizim kültürümüzde kabalık demiyorum, “ayıp sayılan fiiller” olarak kabul edilir.
İster şehrin kaldırımında, ister göbeğinde; isterse herhangi bir dağın tepesindeki köyde olsun durum değişmez. Ayıp, her yerde ayıptır.
Biz, millet olarak bir bütünüz. İnançlarımız, geleneklerimiz, örf ve adetlerimiz, genel ahlak kurallarımız Türk Milletine ait “Milli Kültürümüzü” oluşturur.
Bir bölgemizde ayıp sayılan bir davranış, Türklerin yaşadığı bütün bölgelerde ayıp sayılır.
Mesela, bir bölgede insanlar ağızlarını ellerinin tersi ile kapatarak esnerken, bir başka bölgede başını arkaya çevirerek esner. Bu, hapşırırken de böyle, öksürürken de böyle, tıksırırken de böyle…
Aslında, Milli Kültürümüz öyle güzelliklerle dolu ki!
Kültürümüze ait her bir ayrıntı insanı, insan yapmaya yönelik birer kanun gibidir.
Büyüklerin yanında söz verilmeden konuşmak; ayak, ayaküstüne atarak oturmak, yaş sıralamasına dikkat etmeden üst tarafta oturmak vb. davranışların altında yatan asıl amaç kişiye “haddini bilmesini” sağlamaktır. Bu sadece çok basit bir örnektir.
Rahmetli dedem sık, sık:
“Oğlum, büyüklere saygı duymak insanı yüceltir,”
“Herkes, en az benim kadar değerlidir,”
“Başkalarına verdiğin değer, mutlaka sana geri döner,”
“İnsanları say ve sev ki Allah’ta seni sevsin” derdi. Bunlara benzer sayamayacağım kadar çok, daha nice veciz sözler söylerdi…
Allah nur içinde yatırsın, mekânını Cennet eylesin. Daha neler demezdi ki!..
 
Bunları bizlere öğretmeye çalışan rahmetli dedem 45 günlük askerliğini de saymazsak şehir yüzü görmemişti. O da belli ki babasından, belki de benim gibi dedesinden öğrenmişti…
Ayrıca, bizim emsallerimiz çok iyi bilirler ki, kadın-erkek hepimizin cebinde mutlaka bir mendil bulunurdu. Hatta bazı çocukların iki mendili olurdu. Birisi normal, diğeri de sadece burnunu silmek için kullandığı burun mendiliydi…
Daha henüz 5-6 yaşlarında iken aile içinde esnediğim zaman elleri ile göstererek “Oğlum, ağzını böyle kapat!...” derlerdi. O zaman “neden?” diye sorduğumda da, “ağzına sinek kaçmasın” diye şaka yaparlar, biraz gülüştükten sonra da asıl nedeninin ayıp sayılacak bir davranış olduğunu söylerlerdi.
Bunlar sadece çok, çok küçük birer örnek… Bunlar gibi insanın hayatını ve toplum içindeki kişiliğini şekillendirecek nice örnekler…
 
Kültürümüzün odak noktası insandır, insanın mükemmelliğidir.
İşte bizim Milli Kültürümüzün özü bu…  
 
Bir davranış, eğer şehirlerde ayıp sayılıyor ise, o köylerde de ayıptır.
Şehirde “günah” olan bir fiil, köyde asla “mübah” olmaz.
Olsa, olsa o fiili işleyen kişinin bireysel hatası olur. Geneli bağlamaz.
Ama benim en çok önem verdiğim ve ömrüm olduğu sürece de asla ödün vermeden hayat felsefem olarak kabul ettiğim “Herkes, en az benim kadar değerlidir” sözüdür.
İster köylü olsun, ister şehirli; ister yaşlı olsun ister genç, ister makam sahibi isterse dağda ki çoban…
 
Değerli dostlarım, bu yazımı yazmama vesile olan şiiri ve yazarını kutluyorum. Yaşadığımız toplumun kusurlarını, hatalarını gündeme getirmekle duyarlılık ve sorumluluk sahibi olduğunu göstermiştir. İnsanlar, hatalarını bilmelidir ki düzeltebilsin.
Ancak, burada da şiirin eklediğim kısmındaki şehir-köy karşılaştırmasına ne yazık ki katılamayacağımı belirtmek istedim.
Birilerinin hatalarını düzeltmeye çalışırken belki de farkında olmadan başkalarının erdemlerini göz ardı etmiş oluyoruz.
 
Hâlbuki Türk Kültürü bir bütün olarak ele alınmalı, incelenmeli; gelecek nesillere, aldığımız gibi değil, daha da olgunlaştırarak devretmeliyiz.
Rahmetli dedem, dedesinden aldığını nasıl bana aktardı ise; ben de, dedemden aldıklarımı benden sonrakilere aktarmak zorundayım. Bu benim, aileme ve milletime karşı sorumluluğum, hatta asli görevimdir.
Selam ve duam ile Allah’a emanet olun...
 
Mehmet ŞAHAN
02.03.2012-İSTANBUL
 
 

YAZARA AİT YAZILAR

Yazı Başlığı Tarih Okunma
SİZ, BU YÜKÜ KALDIRAMAZSINIZ... 2017-01-23 01:41:50 2187
Bir Eylem, Kaygım ve SONUÇ 02.06.2013 3737
ÇÖZÜM+PKK+SURİYE=İKBAL 11.05.2013 1317
ONLAR İNANMIŞTI !!!... 07.05.2012 2358
İLAHİ ADALET ŞAŞMAZ... 30.03.2012 2098
ŞEHİRDE GÜNAH OLAN, KÖYDE MÜBAH MI ? 02.03.2012 1461
KUKLA MI İSTİYORSUNUZ? EMRİNİZ OLUR! 13.02.2012 1821
BİR SORU, BİR CEVAP... "BOP" 04.02.2012 1582
% 50'NİN SIRRI!... 22.01.2012 1485
NEDEN TANRI? 03.01.2012 1622
ACI AMA GERÇEK: İTİRAF EDİYORUM! 06.12.2011 421
SIZLANMAK ÇÖZÜM MÜDÜR ? KOLAYCILIK ! 20.11.2011 1501
HEYHAT Kİ HEYHAT ! 15.11.2011 1896
ESKİDEN ! (Bayramınız Kutlu Olsun) 05.11.2011 1459
VATAN HAİNİ KİME DENİR? 29.10.2011 1856
YA TUTARSA! 21.10.2011 1587
ÖTEKİLEŞTİRMEK!... 15.10.2011 1631
HİLAFET VE LİYAKAT... 08.10.2011 1582
HALKI DEĞİL, BENİ TEMSİL ET! 02.10.2011 1396
VATAN KURTARACAK !.. 29.09.2011 2074