Yazar Hakkında

Yusuf Bilge
Isparta Yalvaç doğumlu. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi B.Y.Y.O.'ndan 1975'de mezun oldu. Başbakanlık Personel Dairesi'nde kontrolör olarak çalıştı. Toprak Tarım Reformu Müsteşarlığı Urfa ve Konya birimlerinde Araştırma-Eğitim Uzmanlığı yaptı. İ.Ü. İktisat Fakültesi'nde Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme üzerine Yüksek Lisans eğitimi aldı. Balkanlardan Türk Göçleri ve Göç Sosyolojisi konulu tezini hazırladı. Evli ve dört çocuk babası. Şiiri fazlalıklarından arınmış, en üst sanat olarak kabul eder. Ona göre şiir sanatların sanatıdır ve kalıcı olanın peşine düşmelidir. Edebî anlayışı Yahya Kemal çizgisinde 'kökü mâzide olan âtiyiz' özdeyişine yatkındır. Türk Edebiyatı'nı bütün dönemleri ve anlatım biçimleriyle kesintisiz bir süreç olarak kabullenir ve sever. Şiirleri ve yazıları, 1968 den günümüze çeşitli dergilerde yer almıştır. Sıla Boyutu ve Uyan Türk Destanı başlıklı iki şiir kitabı Bilge-Oğuz Yayınevi tarafından yayınlandı...

Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

TÜRKMÂN YÖRÜKÂNI

 

 

 
Selçuklu-Osmanlı Döneminde TÜRKMÂN YÖRÜKÂNI ve Yalvaç Yöresine Yerleştirilen Kollarının Örnek Olgu Araştırması.
 
Yusuf Bilge
 
Yörük, Anadolu ve Rumeli'de göçebe olarak yaşayan, geçimlerini hayvancılıkla sağlayan ve mevsimlere göre ova veya yaylalarda kurdukları çadırlarda oturan Oğuz Türklerinin konargöçer kısmına Osmanlı Devleti’nin verdiği isimdir.
 
Aslında Türkiye'nin nüfusunun oldukça büyük bir bölümü köken olarak Yörük-Türkmen'dir. Fakat Türklerin Anadolu'ya göçüyle yerleşik hayata geçen Oğuz Türkleri şehirli, manav, köylü Türk adını almış, göçebe kalanlar ise Yörük adıyla anılmışlardır
 
Bu Yörükler de yavaş yavaş yerleşik hayat tarzına geçtikleri için, günümüzde özellikle Toroslar'da pek az konargöçer Yörük kalmıştır. Yerleşik hayata geçen Yörükler ise şivelerini muhafaza eder, düğün merasimleri ve akrabalık ilişkilerinde eski törelerini gözetirler. Beşik, panayır, keşkek, kıl çadırı, kilim, hasır ve deve güreşleri gibi bazı göçebe alışkanlıklarını halen devam ettirirler.
 
7-8 Eylül’de Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma Törenlerinde Türkiye’nin dört bir tarafından gelen temsili Yörük obaları yer almaktadır. Adana, Mersin, İçel, Antalya, Burdur, Isparta, Afyon, Denizli, Aydın ve Muğla illerimiz ve ilçelerinde de düzenlenen Yayla Yörük şenliklerinde temsili Yörük göçü ve gelenekleri sergilenmektedir.
 
"Cesur, muharip, iyi yürüyen, eli ayağı sağlam" gibi manaları ifade eden "Yö(ğ)rük" kelimesi yerine, "yürük" kelimesi de kullanılır. Ülkemizde genel olarak konar-göçer hayat yaşayan bütün topluluklar için kullanılan bu isim, daha çok göçebe Türkmenlere ad olmuştur.
 
On birinci yüzyılda Oğuzeli Türkmenistan’dan göç eden ve göçebe hayat yaşayan Türkmenler, İran'dan geçerek, Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya geldiler. Burada da eski hayat tarzlarını aynen devam ettirdiler.
 
Anadolu'nun İslâmlaştırılıp Türkleştirilmesi sırasında, Oğuz boyları, ülkemizin her tarafına yayıldı. İlk zamanlar Türkmen adıyla anılan bu toplulukların bir kısmı yerleşik hayata geçti, bir kısmı da göçebe hayatını sürdürüp Yörük ismiyle anıldı.
 
Selçuklular, Anadolu’ya intikal eden Türkleri; meşguliyetlerine uygun olan yerlere örneğin: esnaf ve sanatkârları şehirlere, çiftçileri ovaya, bahçe tarımı yapanları dere kenarlarına boy ya da oba olarak topluca yerleştiriyor veya bir bölgeyi fetheden komutana orayı tımar verip ona bağlı toplulukları buraya iskân ediyordu. İçişlerinde geniş yetki ve serbesti tanıyarak bu beyi, bölgenin yöneticisi ve uç beyi olarak görevlendiriyordu.
 
Selçuklunun 17 Eylül 1176 Miryokefalon Ulu Gün zaferinden sonra Yalavaç’a Yalavaclu obasını iskânı böyledir. Bu oba Oğuz geleneğine uygun olarak dört obacığıyla Yazı (aşağı), Tizi (yukarı), Orduhoca (Müderris), Sakar (Akar kulu) isimli dört mahalleye iki koşga (paralel) mezarlık teşkiliyle mekan tutmuştur.
 
Yine bu yöredeki Eymür, Bükdüz, Kuyucak, Ağca-Ağçalu (Hoyran ve Çetince Akçaşarları) ve, Avşar yerleşkeleri savaşta yararlık gösteren göçer oymaklara tahsis edilmiştir.
 
Sücüllü Selçuklu ordusunda vur-kaç usulü gerilla birliği, Bağıllı muhafız birliği, Kapılı savunma birliği  adlarıdır. Selçukluya destek için İslam ülkelerinden gelen çoğu Türk asıllı Filistin’den Eyyüplü, Mısır’dan Memluklu, İran’dan Bahtiyarlı, Van yöresinden Mahmatlı, Cezayir’den Ağabi cihat birlikleri de zaferde pay sahibiydiler. Bu birliklerin gazileri kendilerine tımar olarak verilen yerlere birlik isimlerini vermişler, yerleşkeleri göçer Türkmen oymaklarıyla takviye edilmiştir.
 
Örken-ese Beg (Örkenez), Çetince Bey (Çetince Akçaşarı), Küt-ernek Bey (Kötürnek) ve Tohmacuk Bey (Tokmacık) savaşta yararlığı görülen bey ve komutan isimleridir ki kendilerine tahsis edilen tımarlara isimleri verilmiştir. Yine Köstük, düşmanın bozguna uğrayıp imhasından, Kırkbaş kırk şehitten, Altıkapı “Altıkapı Meydan Muharebesi”nden mülhem yerleşke isimleridir.
 
Anadolu Selçukluları ve beylikleri dönemlerinde, Türkmenlerden askerî güç olarak faydalanıldı.
 
Kuruluş devrinde bir iskân unsuru olarak yeni fethedilen memleketlerin Türkleştirilmesinde kullanılan konar-göçerler, yerleşik halka göre daha disiplinli ve daha savaşçı bir yapıya sahip idiler.
 
Orhan Gâzi ve Yıldırım Beyazıt devirlerinde, geçitlerin, derbentlerin korunması, Yörüklere yaptırıldı. Osmanlıların Rumeli'ye geçişinden sonra, Yörüklerin önemli bir bölümü de Rumeli'ye göç ettirildi. 
 
Sultan Birinci Murat Han zamanında, Saruhan'dan, Serez taraflarına kalabalık gruplar hâlinde sevk edilen Yörükler, iskân edildikleri yeni bölgelerde, yabancı unsurlar arasında bir dayanak noktası teşkil ettiler ve ileride yapılacak fetihlere yardımcı oldular. Yörüklerin Rumeli'ye geçirilmeleri, Yıldırım Beyazıt Han devrinde daha yoğun bir şekilde devam etti.
 
1357'den itibaren gittikçe artan bu nakiller, Rumeli'de önemli miktarda yerleşik bir Türk nüfusu meydana getirmiştir. Sultan İkinci Murat Han ve Fatih Sultan Mehmet Han zamanlarında, yeni fethedilen yerlere, epeyce Yörük nüfus nakledildi.
 
Fatih Kanunnamesi’nde Yörüklere, diğer ahaliye göre bazı vergi muafiyetleri tanındı. Nitekim Fatih devrinde hazırlanmış tahrir defterlerinden Rumeli'ye sevk edilmiş bu aşiretlerin çoktan yerleşmiş ve toprağa bağlanarak köyler kurmuş oldukları anlaşılmaktadır.
 
Öte yandan Anadolu'da Selçuklu Devleti zamanından başlayarak beylikler zamanında da devam eden bir konar-göçer yerleşmesi olduğu kaynaklarda belirtiliyor.
 
Osmanlılarda ilk kanun metinlerinde Yörük veya konar-göçerlerden bahsedilmezken, XV. yüzyıla ait olanlarında onlarla ilgili bazı hükümlere rastlanmaktadır. Kanuni devrinde ise Yörük nizamlarını, idari ve mali mükellefiyetlerini ortaya koyan mufassal Yörük kanunnameleri ortaya çıkmıştır. Bu tarihte, Anadolu'da Yörük kelimesi ile etnik bir mefhum ifade edilirken, Rumeli'de ordu hizmetinde kullanılan askeri bir teşkilat düşünülmüştür.
 
Fatih Kanunnamesi’nde, Yörüklerin, ağnam (koyunlar) resmî mükellefi ve askerlikle mükellef oldukları belirtildi. Orduda yardımcı kuvvet olarak vazife alan Yörükler, Kanunî devrinden itibaren, daha çok imar ve muhafaza hizmetlerinde kullanıldı.
 
Bulundukları coğrafî mevki itibariyle çeşitli hizmetler gören Yörükler, sahillerde gemi malzemesi temini ve gemi yapımında; derbentlerde ve ana güzergâhlarda yol emniyeti, tamir, muhafaza, köprü inşası ve menzillere zahire toplanması ve korunmasında; madenlerde, ordunun nakliye işlerinde ve devletin kalelerinin onarımlarında da istihdam edildiler. Yörüklerin, geçtikleri yerlerde kalabilecekleri, yaylak ve kışlak alanları belirlendi.
 
Yörüklerin Rumeli'ye geçirilmesi ve fethedilen yerlere yerleştirilmesi, daha sonra Osmanlı Devletinin umumî bir siyaseti oldu. Ancak, sonraki devirlerde, Yörüklerin Rumeli'ye yerleştirilmesi yavaşladı. Yörüklerin Rumeli'de yerleşme ve yayılışlarından bahseden 1456-1467 yıllarına ait Dimetoka, Gümülcine, Firecik, İpsala, Keşan ve Yanbolu havalisine ait emlak, evkaf ve tımarları ihtiva eden tahrir defterleri bu hususta daha aydınlatıcı bilgiler vermektedir.
 
XIV. asrın ortalarından itibaren Rumeli'de batı ve kuzey yönlerinde yayılan Yörükler, gittikleri yerlerde bir tımar, has veya evkaf toprağında raiyyet olarak mükellefiyet altına girmişler veya yağcı, küreci v.s. gibi teşekküllere katılarak ayrı bir hukuki nizama dâhil olmuşlardır. Önceleri cemaat reislerinin isimleriyle anılırlarken, sonradan yoğun olarak bulundukları yerlere göre Selanik, Vize, Ofçabolu Yörükleri v.s. gibi adlandırılmışlardır. Yörükler XVII. yüzyıldan itibaren Evladı Fatihan şeklinde ifade edilmiş ve orduya lojistik destek sağlayan bir kısım işlerde görevlendirilmişlerdir.
 
Anadolu'da 1591-95 arası baş gösteren büyük kuraklığın sebep olduğu kıtlığa bağlı olarak köylerde çift-bozanların artması ve devlete hâkim olan devşirme ricalin kurucu unsur olan Türk varlığının itibarını zedeleyici davranışları sonucu patlayan Celâlî isyanları, Anadolu'daki Yörüklerin düzeninin bozulmasına yol açtı. Devlet, bu yüzden, Yörükler üzerindeki idarî otoriteyi sağlamak ve doğabilecek zararları önlemek için, onları mecburî yerleşmeye tâbi tuttu.
 
Mecburî iskânın gayesi, göçebe hayat tarzı sebebiyle Yörüklerin, yerleşik halka zarar yapmalarını önlemek, harap ve boş olan iskân merkezlerinin imar edilmesini, ekilmeyen toprakların işlenmesini temin etmek, devlet tarafından kontrol edilmesi zor olan eşkıya gruplarına karşı bir emniyet unsuru olarak set vazifesi görmelerini sağlamaktı. 
 
1683 Viyana Seferi'nin mağlubiyetle sonuçlanması, Rumeli ve Anadolu'da, geniş çapta aşiret hareketleri ve eşkıyalık hadiselerine sebep odu. Köprülüzâde Fazıl Mustafa Paşa'nın sadrazamlığı sırasında, 1691 senesinde, Yörükleri tamamen iskân etmek için harekete geçildi.
 
Osmanlılar, 1700-1880 yıllarında dış yenilgilerle devlet düzeninin sarsılması, otorite boşluğu özellikle vergi ve yargıdaki haksızlıklar, eşkıyalığın yaygınlaşması, yöneticilerin rüşvet ve haraç almaları, aşırı vergi ve uzun süreli askerlik gibi sebeplerle başlayan iç isyanları önlemek için alınan tedbirler sırasında Yörük Oymak ve obalarını da parçalayıp onlu-yirmili çadır grupları halinde ülkenin dört bir tarafına dağıttılar.
 
Selçuklu dönemi iskanından örnek verdiğimiz Yalavaç’ın 1566-1574 İkinci Selim döneminde bağlı olduğu Beyşehir Sancağı vergi tahrir kayıtlarında yedi mahallesinin olduğu görülmekte. Buna göre Yazı ve Tizi obacıkları Debbağlar Bazarı Mahallesi adını almış kırk sekiz hane, Orduhoca obacığı Müderris adını almış yirmi altı hane, Sakar-Saka Akarkulu adını almış on iki hane olarak tescilli. Bunlara ilaveten ara dönemde Kaş Yenicesi iskânıyla kurulan Yenice Mahallesi on dört hane, Hacı Timurlu ve diğer iki sülale altışarlı haneden on sekiz hane kaydı bulunmakta.
 
Öyle anlaşılıyor ki, Yalvaç’ta en başından itibaren dericilik üzerine bir üretim kültürü var olagelmiştir. O dönemlerde dericilik askeri bakımdan da en önemli sektördü. Süvari ve lojistik birliklerinin saraciye koşumları için bu sektör olmazsa olmazdı.  
 
Ahiliğin kurucusu Ahi Evran da debbağdı. Bu yüzden Yalvaç Debbağlar Bazarı’nda güçlü bir Ahi örgütlenmesi vardı ve bu görenek diğer mesleklerce de örnek alınmıştı.
 
!596 dan 1750 ye kadarki dönemde Osmanlı arşiv kayıtlarından yapılan oymak, aşiret ve cemaatlerin iskânıyla ilgili çeşitli araştırmaların dökümünden elde ettiğimiz sonuçlara göre Beyşehir, Karahisari Sahip (Afyon) ve Hamit sancaklarına bağlı kaza olduğu dönemlerde Yalvaç’a yapılan Yörük ve Türkmen perakendeleri iskânı:
 
ABACILAR Yörükanı : Abacılar Mahallesine.
AĞALAR-AĞALU Türkmanı: Görgü Mahallesi ve Hoyran Akçaşarı’na.
AKÇAŞAR Yörükanı: Çetince Akçaşarı ve Hoyran Akçaşarı yerleşkemizdekilerin göçer kolları Kocaeli Sancağı Geyve kazası ile Aksaray Sancağı Koçhisar kazasına iskân edildiler.
ARVALLI Yörükanı: Ayvallı Köyüne.
AVŞAR TÜRKMANI: Kaş Mahalle, Görgü Mahallesi ve Sücüllü yerleşkesine.
AYDIN Yörüğü: Örkenez yerleşkesine.
BARIŞLI Yörükanı: Çetince Akçaşarı’na.
BEĞMEZLİ-BEKMEZLÜ Türkmanı: Tokmacık yerleşkesine.
BEĞTİMURLU Türkmanı: Önceleri bir mahalle adıyken Görgü Mahallesine katılmıştır.
BAYAT-GENCELÜ BAYATI-KÜCCÜKLÜ-ÇANAKLU, Oğuz Bayat boyundan Bozulus aşireti Türkmanı: Özbayat ve Genceli köylerine.
BOYALI-BOYACU-BOYACILAR Türkman Yörükanı : Lelebiciler Mahallesine.
BOZLU-BOZLAR-BOZLU DERENDİ, Kıllı Aşiretinden Türkman Yörükanı: Kızılca Mahallesine.
BUNDUZ-BÜKDÜZ-BÜĞDÜZ, Oğuz’unBükdüz boyu Türkmanı : Önce Altıkapı Hüyüklü arasında Bükdüz mevkiine daha sonra Altıkapıya iskan.
CERİT-CERİT AFŞARI,  Oğuz’un Avşar boyundan inme Bozulus Aşiretinden Türkman Yörükanı: Sücüllü ve Köstüklü yerleşkesine.
ÇAKIRLU-ÇAKIRLAR Yörükanı : Hisarardı yerleşkesine.
ÇALLU, ÇALLIOĞULLARI, Oğuz’un Kayı Boyundan Türkman: Kızılca Mahallesi ve , Kur-çallı namıyla Kırkbaş köyüne, Gelendost Çaltı Köyüne.
ÇARUKLU UŞAĞI, Oğuz’unYaparlı boyundan inme Türkman Yörükanı : Elbengi Köyüne.
ÇAVUŞLU HACILAR-ÇAVUŞLAR Türkman Yörükanı: Yalavaç yerleşkesine.
ÇELEBİ-ÇELEBİLER –ÇELEBİLÜ Yörükanı : Celebtaş Köyüne.
ÇERİ-ÇERİLER-ÇERİLÜ, Muslucalı aşiretindenYürükan: Kaş Mahallesine.
CİNGÖZ-CİNGÖZLÜ Avşar Boyundan Türkman Yörükanı: Kırkbaş Köyüne.
DAYILAR-DAİLER-DAYILU-DAYIOĞLU Yörükanı: Saray Mahallesi ve Kırkbaş Köyüne.
DEBAĞLAR Muslucalı aşiretinden Türkman Yörükanı: Tabaklar Mahallesine.
DERİCİ YÖRÜĞÜ Bozulus Aşiretinden Türkman Yörükanı: Sofular Mahallesine.
DERZİ-DERZİLER-DERZÜLÜ Yörükanı: Terziler Köyüne.
EĞERLÜ-EĞİRLER Yörükanı: Eğirler Köyüne.
ELBEĞLÜ-İLBEĞLİ Türkmanı : Elbengi köyüne.
ESKİ YÖRÜK, Oğuz’un Afşar Boyu Karahacılı Aşiretinden Türkman Yörükanı: Eski Mahalleye.
EYMÜR, aynı isimli Oğuz boyundan inme Türkman Yörükanı: Önce Eymür Mevkiine daha sonra Salır Mahallesi ve Yağcılar Köyüne naklen.
EYÜPLÜ-EYÜPLER Yörükanı: Eyuplar Köyüne.
GEDİKLER-GEDİKLÜ Yörükanı: Ayvallı Köyüne.
GÖDELER-GÖDELÜ Yörükanı; Körküler Köyüne.
GÖRGÜN-GÖRGÜNLÜ-KÖRKÜNLÜ Yörükanı: Görgü Mahallesi ve Körküler Köyüne.
GÜZELBEĞLÜ Danişmentlü Aşiretinden Yörükan: Görgü Mahallesine.
HACIBEĞLÜ Yörükanı: Kaş Mahallesine.
HACILU-HACILAR, Oğuz’un Kayı Boyundan Bozulus Aşiretinden Türkmen Ekradı Yörükanı: Sücüllü ve Gelendost Hacılar Köyüne.
HAMİTLER-HAMİDLÜ, Rışvan Aşiretinden Yörükan: Körküler Köyüne.
HOCALU, Oğuz’unAvşar boyundan inme TürkmanYörükanı : Hoyran Aşçaşarı’na.
HORZUM, Oğuz’unAvşar boyundan inme TürkmanYörükanı : Yukarı Tırtar Köyüne.
HURŞİTLER Yörükanı: Sücüllü Yerleşkesine.
İFRAZ ÇAKALI, Oğuz’un Afşar Boyundan inme Yörükan : Kaşıkara yerleşkesine.
KAÇAR-KAÇARLU, Oğuz’unBayat boyundan inme Türkman kolu: Yarıkkaya Köyüne.
KADILAR-KADILU Yörükanı: Kaş Mahalle ve Hoyran Akçaşarına.
KANDEMİRLÜ, Oğuz’unÇepni boyundan Demirler Türkmanı : Hisarardı Masır’a
KARAÇAKALLU, Oğuz’un Afşar Boyundan Türkman Yörükanı: Sücüllü ve Kaşıkara yerleşkelerine..
KARALAR, KARALU, Danişmentlü Aşiretinden Türkman Yörükanı: Kırkbaş Köyüne.
KARAMAN-KARAMANLU Oğuz’un Avşar boyu Deller kolundan inme Yörükan: Yalavaç yerleşkesine.
KARKIN TÜRKMANI , Oğuz’un Karkın Boyu Merdisi Aşiretinden Türkman Yörükanı: Leblebiciler ve Saray Mahallesine.
KINIK-KINIKLU, Selçuklu Hanedanını çıkaran Oğuz’un Kınık Boyu parekendesi olup Karakoyunlu aşiretine katılmış Türkman Yörükanı: Sücüllü yerleşkesine.
KIZILALİLİ Boynuinceli aşiretinden Türkman Yörükanı: Kızılca Mahallesine.
KIZILCA-KIZILCALU, Osmanlı Hanedanını çıkaran Oğuz’un Kayı Boyundan Türkman Yörükanı: Kızılca Mahallesine.
KIZILŞEYHLÜ Yörükanı: Kızılca Mahallesine.
KİTİŞOĞLU Türkmanı: Kaş mahallesine.
KOZLUCA Yörükanı : Kozluçay yerleşkesine.
KÖSELÜ-KÖSELER Yörükanı: Körküler Köyüne.
KÖŞNE-KÖŞNİ-KÖŞME-KÖŞNELÜ-KÖŞNEÖMERLİ Bozulus Aşireti KAŞ YENİCESİ Bölüğü: Kaş Mahallesine.
KUCURAFŞARI-KUCURUŞAKLARI-KUCUROĞLU, Oğuz’un Afşar Boyu Milli-i Kebir Tavan Aşiretinden Türkman parekendesi: Sücüllü Yerleşkesine.
KUNDANLU Yürükanı: Kumdanlı yerleşkesine.
KUTLUDOĞMUŞ Yörükanı: Leblebiciler Mahallesi ve Eyuplar Köyüne.
KUYUCAK Yörükanı : Kuyucak beldesine yerleşenlerin oymağından göçerliği terk etmeyenleri Sivrihisar, Adana ve Tarsus’a.
KÜÇÜKLER-KÜCCÜKLÜ, Oğuz’unBayat boyundan inme Türkman: Hisarardı Yerleşkesine.
MANAVGAT-MANAVGAT ESKİ YÖRÜĞÜ Oğuz’un Salur Boyu Teke Topluluğundan Manav-inceli, Manavlar Parekendesi olup an’asıl Yörükandılar. Anamur’da kışlayıp Aladağ’da yaylardılar: Akarkulu Mahallesinin devamına yerleşerek Saray ve Leblebiciler mahallelerini oluşturdular. Bir bölüğü Hisarardı, bir bölüğü de Gemengüney ve Manarga köylerine yerleştirildi.
MASİRLİ Türkmanı: Hisarardı Masır yerleşkesine.
MAZULU-MOZULU Türkman Yörükanı: Sofular mahallesine.
MÜDERRİSLİ Yürükanı : Müderris Mahallesinde yerleşenlerin oymağından göçerliği bırakmayanları Adana’ya iskan edildi.
NUŞİREVANLU Yörükanı: Surk yerleşkesine.
ORUCLAR-ORUCLU Yörükanı: Kumdanlı ve Körküler Yerleşkelerine.
OTURAK- OTURAKLU- BAYRAMOĞULLARI, Oğuz’unÇepni Boyundan Türkman Yörükanı: Görgü Mahallesine.
ÖMERCİK Yörükanı: Mısırlı köyüne.
ÖYÜKLÜ-ÖYÜKLÜ TATARI Yörükanı: Hüyüklü Yerleşkesine.
SAÇIKARALI, Kayı boyundan inmeTürkman Yörükanı: Altıkapı köyüne.
SAĞIRLI Yörükanı: Sağır Köyüne.
SAKALLU-TATAR-TATARLAR-TATARLU, Oğuz’un Avşar boyundan inme Sakallı Ceridi aşiretinden Türkmân Yörükânı: Abacılar Mahallesi ve Gelendost yerleşkesine.
SALUR-SALURBEĞLİ-SALURLU-SALURCA, Oğuz’un Salur Boyundan Türkman Yörükanı: Salır Mahallesine.
SAMUKLU Yörükanı: Körküler yerleşkesine.
SARAÇLAR-SARAÇLU Yörükanı: Kızılca Mahallesine.
SOFULAR-SOFULU-SOFUKERİMLİ, Bozulus aşiretinden Türkman Yörükanı: Sofular Mahallesi ve Körküler Köyüne.
SARICA Yörükanı: Kursarı yerleşkesine.
SARIKEÇİLİ, Oğuz’unKayı Boyundan Yörükan : Kızılca Mahallesi, Tokmacık, Y.Tırtar, Aşağı Tırtar, Yukarı Kaşıkara, Aşağı Kaşıkara, Hisarardı köylerine, Gelendost Çaltı, Köke ve Keçili köylerine..
SARULAR-SARILU, Mamalu Aşiretinden Türkman Yörükanı: Kırkbaş ve Kursarı Köylerine.
SÖĞÜTLÜ Yörükanı: Elbengi Köyüne.
SÜLÜLER-SÜLÜBEĞLÜ-ŞEYHLÜ Türkman Yörükanı: Kırkbaş ve Körküler Köylerine.
TAŞCI-TAŞCILU ANAMASLUSU, Oğuz’un Salur boyundan inme Teke Yörükanı: Müderris Mahallesi, Celebtaş Köyü ve Taşevi yerleşkesine.
ŞAMLU-ŞANLU-ŞAMBAYATI, Oğuz’un Bayat Boyundan Türkman Yörükanı: Saray Mahallesine ve Gemen Bayat köyüne.
TAYCIALAMASLI Yörükanı: Kaş Mahallesine.
TEKE-TEKELER-TEKELÜ, Oğuz’unSalur boyundan inme Yörükân: Hisarardı yerleşkesine.
TIRTAR-TIRTARLU-TARTAR-TARTARLU Türkman Yörükanı: Aşağı ve Yukarı Tırtar Köylerine.
TOMALAR-TOHMALU Yörükanı: Tokmacık Yerleşkesine.
TOPCU-TOPCULU-TOPCULAR Yörükanı: Hoyran Akçaşarı’na.
TOSMURLU-TOSTMORLU-HATINCILAR Tekeli Yörükanı: Çetince ve Koruyaka yerleşkesine.
YAĞCILAR-YAĞCILU-YAĞCIBEDİR Yörükanı : Yağcılar Köyüne.
YAKA-EYMÜR, Oğuz’un Eymür boyundan Türkman Yörükanı : Koruyaka yerleşkesine ve Gelendost Yaka köyüne..
YALAVAC-YALAVACLU Oğuz’un Salur Boyundan Türkman Yörükanı: Yalvaç’a bin iki yüzlü yıllarda yerleşerek adını veren oymağın Teke yöresinde konargöçerliğe devam edenleri Selanik, Rakka, Halep ve Suruç’a iskan edildiler.
YAZIR-YAZIRLU  aynı isimli Oğuz boyundan inme Yörükan: Tokmacık yerleşkesine.
YİĞİT-YİĞİTLÜ Türkmanı: Görgü Mahallesi ve Örkenez yerleşkesine.
YÖRÜKANI KOLLU-YÖRÜKLÜ-YÖRÜKLER: Avşar, Köke, Tokmacık, Mısırlı, Sücüllü, Akçaşar Köylerine.,
ZENGİ-ZENGİLER-ZENGİLÜ-ZENGİNLER Yörükanı: Bağıllı ve Manarga yerleşkelerine.
 
Osmanlı döneminde konar-göçerlerin iskânıyla ilgili olarak doğup büyüdüğüm bu yüzden de ülkemizin diğer yörelerine nispetle daha iyi bilebileceğim Yalvaç ve yöresinden verdiğim bu örnekleme yöntemini her okuyucu kendi yöresi için uygulayabilir. Bu yazımızda kaynak olarak kullandığımız, Yusuf Halaçoğlu’nun Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar 1453-1650 isimli altı ciltlik araştırmasını ve Cevdet Türkay’ın Başbakanlık Arşivi Belgelerine göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak Aşiret ve Cemaatlar isimli kitabını salık verebiliriz.
 
Altı yüz yılı aşkın bir hâkimiyet dönemine sahip olan Osmanlı Devleti'nin, belki de en merak edilen uygulaması, farklı milletleri, inançları ve kültürleri bir arada barış içinde nasıl yaşattığıdır. Bunun en önemli sebeplerinden biri, Osmanlı cemiyetini oluşturan grupların, belli nizam ve kurallar dâhilinde bir sisteme oturtulmuş olmasıdır. Tabii bu barış ortamının sağlanmasında, Osmanlı toplumunu oluşturan yerleşik olan ve olmayan toplulukların bir arada, ekonomik bir bütünlük içinde, birlikte hayat sürebilme başarısını ve hoşgörüsünü göstermelerinin etkisini de göz ardı etmemek gerekir.
 
Özellikle, XVIII. yüzyıla kadar yerleştirilmeleri konusunda pek de gayret edilmeyen ve konar-göçer olarak adlandırılan gruplar, Rumeli'nin fethinde, Osmanlı topraklarına katılan bu coğrafyanın devletin güvenliği açısından iskânında kullanılmış olmaları dolayısıyla, imparatorluğun en dinamik güçlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
 
Çoğu zaman "sürgün" adı altında nakledilen konar-göçerler, genellikle Rumeli'de "Yörükler" olarak tanınmıştır. Aslında Yörük, yürüyen kelimesinden türemiş bir isimlendirmedir ve Anadolu’da aynı ismi taşıdıklarına şahit olacağımız Türkmen grupları ile aynı Oğuz boylarından çıkmışlardır.
 
Konar-göçerler, devlet tarafından kendilerine tahsis edilen yaylak ve kışlakları arasında yarı göçebe hayat yaşayan gruplardır. Nitekim kanunnamelerde "Yörük la-mekândır" denilmek suretiyle, belli bir toprağa bağlanmamış Osmanlı toplumunun bir kesimi şeklinde hukuken tarif edilmiştir. Bu bakımdan ismi gerek Yörük olsun, gerekse Türkmen olarak adlandırılsın, her ikisi de, Oğuzların 24 boyuna mensup oymaklar ve diğer Türk uruklarının birer unsurudurlar.
 
Bir dönem Türk Tarih Kurumu Başkanlığı’nda bulunmuş Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun yazmış olduğu ve Osmanlı dönemi tahrir kayıtlarını esas alan ‘Anadolu'da Aşiretler, Cemaaatler, Oymaklar 1453-1650 “ adlı eserde tespit edilen Oğuz Boylarına ait yer isimleri hayli önemli sayıya ulaşmaktadır.
 
Buna göre Kayı isminde 221, Avşar (Afşar) 181, Kınık 286, Eymür (Eymir) 152, Karkın 101, Bayındır 156, Salur 136, Yüreğir 88, Çepni 93, İğdir 70, Bayad 78, Alayundlu 51, Kızık 65, Yazır 54, Dodurga (Todurga) 34, Beğdili 46, Büğdüz 29, Çavuldur (Çavundur) 31, Yıva 72, Döğer 48, Karaevli 10, Peçenek 15, Barak 42 köy veya mezra bulunmaktadır. Ayrıca Kürd adını taşıyan fakat çoğu Türkman yada Yörükan cemaatından gösterilen köy sayısı 79, yine böyle Arap veya Arap ile ilgili 204 isim bulunmaktadır. Bunun yanı sıra cemaat kethüdalarının ismini taşıyan oldukça önemli sayılara ulaşan bir köy topluluğunun da var olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
 
İl veya ulus adı altında gruplandırılan konar-göçerler, sırasıyla boy, aşiret, cemaat, oymak, mahalle, oba şeklinde bölümlere ayrılmıştır. Her boyun başında da Bey unvanı alan ve boyun idari işlerini yürüten bir kişi bulunurdu. Aşiretlerde ise bu görevi aşiret beyi anlamında "mir-i aşiret"leri yürütürdü. Beyler, boy içerisinden cesareti, mali kudreti, doğruluğu ile tanınan kimseler arasından seçim yolu ile iş başına gelirlerdi. Bu seçim devlet tarafından tasdik edildikten sonra, bir beylik beratı gönderilirdi. Gerektiği zaman, yani yönetimde acizlik göstermeleri veya kendisine bağlı olan aşiretlere zulmettikleri zamanlarda, devletin bunları azletme yetkisi vardı. Rışvan aşireti gibi bazı teşekküllerde ise, kethüdaların, ihtiyarların ve diğer söz sahiplerinin istedikleri şahısları boy beyi yapma yetkisine sahip oldukları görülmektedir. Aşiret kethüdaları ise, tabi bulundukları boy beyi tarafından tayin edilirlerdi. Buna rağmen kethüdalığın irsi bir müessese olduğu da ileri sürülmüştür.
 
Konar-göçerler her ne kadar hayat tarzları açısından aynı karakterde görünmekte iseler de, değişik topluluklar şeklinde bulundukları göze çarpmaktadırlar. Bir sınıflandırmaya tabi tutulacak olurlarsa:
1- Bir boydan ibaret olan, tek başına bağımsız bir teşekkül halinde bulunanlar.
2- Bir boydan ayrılmış ve zamanla çoğalarak sayıları dörtten on altıya, yahut daha fazla sayıya çıkan oymaklar grubu ki, bunlar genellikle reislerinin ismiyle adlandırılmışlardır.
3- Federasyon şekli gösteren teşekküller; bunlar ana kuruluşlarından ayrılmış olan muhtelif oymakların birleşmesinden meydana gelmişlerdir. Ayrıca küçük grupların mesela kethüdalıkların birleşmesinden meydana geldikleri de görülmektedir.
 
Bu gruplardan daha yaygın olarak görüleninin ikinci gruba giren kuruluşlar olduğunu zikretmek yerinde olur. İl'lerin parçalanmasıyla dağılan aşiretlere son zamanlara kadar Anadolu'da rastlanmıştır. Onların dağılmasında, devletin yerli ahaliyi korumak amacı ile aldığı sert tedbirlerin büyük rolü olduğunu ifade etmek yerinde olacaktır.
 
Konar-göçerler yaşayış tarzlarının bir gereği olarak yaylak-kışlak hareketine bağlı idiler. Onların bu hayat tarzı biraz da hayvanlarına otlak bulmak düşüncesinden doğmuştur. Bununla beraber kısmi de olsa küçük çapta tarımla meşgul oldukları görülmektedir. Nitekim bu durum, raiyyet oldukları halde yerleşik olanlarla aralarında bazı hukuki ve iktisadi farkların ortaya çıkmasına yol açmıştır.
 
Konar-göçerler hayvancılıktan elde ettikleri ürünleri, şehir ve kasaba kenarlarındaki pazar yerlerinde ihtiyaç duydukları yiyecek, giyecek gibi mallarla değiştirmişler ve böylece yerleşik halkla iktisadi yönden bir bütünlük oluşturmuşlardır. Öte yandan Türkmenlerin çok eski çağlardan beri ata olan ilgileri yanında, at yetiştirmeye verdikleri önem de bilinmektedir. Konar-göçerler binek vasıtası olarak kullandıkları atı yetiştirmede maharet sahibi idiler. Bu sebeple devlete binek hayvanı olarak at yetiştirdikleri gibi, köylüye damızlık hayvan da temin ederlerdi. Hatta yetiştirdikleri atlar yüzünden şöhret bulmuş oymak ve aşiretler bulunmaktadır. Atçekenler, Atçıoğlu oymakları buna örnektir.
 
Konar-göçerlerin hayvancılıkla uğraşması yanında, onların bu sayede imparatorluğun bazı bölgelerinin et ihtiyacını karşıladığı da gözden uzak tutulmamalıdır. Nitekim Yeni il –Sivas ve Halep Türkmenleri gibi bazı teşekküller koyun yetiştirme yönünden şöhret bulmuşlardı. Konar-göçerlerin hayvancılıkla uğraşmaları, onlarda dokumacılığın gelişmesine de yol açmıştır. Dokumacılığın yanı sıra dericilik de önemli bir yer tutmaktadır. Avladıkları hayvanların derilerinden başka, koyun, keçi ve sığır derilerinden birçok eşya imal ederlerdi. Bunlardan pösteki, çarık, kocuk, sofra, su tuluğu, yanlık, su kovası ve dağarcık, at ve araba koşumları için saraciye ürünleri gibi belli başlılarını saymak mümkündür.
 
Konar-göçerler, iptidai bir ziraat ile meşgul olmalarına rağmen, ihtiyaçları olan mahsullerinin büyük bir kısmını takas yoluyla temin ederlerdi. Hayvanlarından elde ettikleri ürünleri verirler, buğday unu gibi tahıl ürünleri alırlardı. Sahip oldukları hayvanlardan elde ettikleri yoğurt, yağ, peynir, yapağı gibi ihtiyaç fazlası ürünleri, kondukları mevkie yakın bir pazarda satar veya başka bir şeyle değiştirirlerdi. Konup göçtükleri mahallere yakın köy ve kasabalar, bu sebeple konar-göçerler için uygun birer ticaret sahası olmuştur.
 
Konar-göçer halk, devamlı yer değiştirmeleri sebebiyle üzerinde bulundukları toprakların teşkilatına bağlı olarak tımar, zeamet ve has reayası olarak bulunmaktaydılar.
 
Konar-göçerlerin devamlı bir yurt tutmamış olmaları, yerleşik ahali ile aralarında hukuki farklar doğmasına yol açmıştır.
 
Anadolu'da bulunan Yörükler ile Rumeli'deki Yörükler arasında bazı bakımlardan farkların mevcut olduğu kanunnamelerden anlaşılmaktadır. Rumeli'de bulunanlar, İstanbul'dan Bender'e kadar olan alan içinde, sekiz grup halinde yer almışlar ve devlet tarafından idari ve askeri maksatlarda kullanılmak üzere teşkilatlandırılmışlardır. Bu Yörükler, hükümet tarafından:
 
1- Sahile yerleştirilip, gemi yapımı ve malzeme temininde,
2- Yolların emniyeti ve tamiri, su yolları yapımı, geçit muhafazası, derbentçilik, köprü tamiri ve inşası, zahire toplanması ve korunması gibi hizmetlerde,
3- Madenlerde,
4- Nakliye işlerinde, özellikle topların naklinde,
5- Kale yapımı ve onarımında kullanılmışlardır.
 
Aşiret veya konar-göçer olarak adlandırılan Anadolu'daki Yörükler ise, iktisadi faaliyetlerine göre, yüncü, abacı, keçeci, darıcı, ellici, demirci, derici, yağcı vb. adlar almışlardır. Yürüklerin diğer Türkmen teşekküllerine nazaran, daha çabuk yerleşik hayata geçtikleri ve ziraata daha çabuk uydukları görülmektedir.
 
İdari ve adli bakımdan ise, konar-göçerler, yaşayış tarzları sebebiyle özel bir duruma sahip idiler. Belirli bir yerleri olmadığı için sancak beylerine tabi olmayıp, doğrudan doğruya bey veya başbuğlarına bağlıydılar. Kazai yönden kadı'lara bağlı olmakla beraber, cezai bakımdan beylerine veya başbuğlarına tabi olup, infaz onların eliyle olurdu. Devletle ilgili işleri ise yine onlar eliyle halledilirdi.
 
Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde, büyük aşiretlerin, devlete muhtemel isyanını önlemek için kethüdalıklara ayrıldıkları, bunlardan farklı boylara mensup olanlarından bir araya getirilmiş federasyonlar oluşturulduğu görülmektedir. Mesela Bozuluş Türkmenleri, Dulkadırlı Türkmenleri, Yeni il Türkmenleri ve İzzeddinlü Taifesi bunlara bir örnektir.
 
Bu teşekküller gerek has şeklinde, gerekse bir sancağın vergi dairesine dâhil olarak mukataaya verilmek suretiyle idare edildiği zaman, başlarında hükümet tarafından tayin edilmiş bir "subaşı” bulunuyordu. Voyvoda da denilen bu görevliler oymakların bağlı oldukları sancak beyinin dairesi gediklilerinden yahut mahalli hanedanlardan, ahalinin de rızaları alınmak suretiyle tayin olunurdu. Voyvodalar, kendilerine bağlı bulunan aşiretlerin bir derbentte görevlendirilmeleri halinde, derbent ağası olurlardı. Derbent Ağası, maiyetinde bulunanlara zulmettiği ve idarede acizlik gösterdiği zaman, hükümet tarafından azledilirdi.
 
YÖRÜK - TÜRKMENLERİN SOY KÜTÜĞÜ
OĞUZLAR
 
1 - BOZOKLAR
2 - ÜÇOKLAR
 
BOZOKLAR
 
01 - KAYI
A ) Saçıkara-Saçıkaralı
B ) Atçekenler
C ) Kurtlu
D ) Sarıkeçili
E ) Kızılkeçili
F ) Kızılca, Kızılcalu
G) Haculu
H ) Karakeçili
h - a ) Osmanlı Padişahları
h - b ) Yeni Osmanlı
 
02 - BAYAT
A ) Dulkadır-Zulkadır
B ) Kaçar
C ) Şam bayatı
D ) Kerkük Türkmenleri
E ) Inallı-Ulu Yörükleri ve Kocacık Yörükleri
 
03 - AVŞARLAR
A ) Deller-Karamanlu
B ) Caper-Cafer
C ) Kadirli
D ) Cerit
E ) İmamlı
F ) Torun-Toran
G ) Burhanlı
H ) Havarizm-Horzum
I ) Balabanlı
J ) Haliller-Haliloğlular
K ) Kızılışık
L)  Çatak-Çıtak
M ) Solaklar
N ) Hacınallu
O ) Karahacılı-Eski Yörük
P ) Farsak-Varsak
R ) Honanamlı-Honamlı
S ) Cingöz
T ) Türkmenaliler-Aliler
U ) Çakıl-Çakal-Çakalanlar
V ) Meller-Milliler
Y ) Kucur Afşarı
 
04 - KIZIK
05 - ALKAEVLİ – Alkabölük
06 - KARAEVLİ - Karabölük
07 - YAZIR-Yazur
08 - DÖĞER-Töker
09 - DODURGA - Toturga
10 - YAPARLI-Çarıklı
11 - BEĞDİLİ-Beydili-Bağdıllı
12 - KARKIN
 
ÜÇOKLAR
 
01- BÜGDÜZ-BUNDUZ
02 – CAVINDIR-Çavuldur
03 - BAYINDIR
04 - IĞDIR
05 – YÜREĞİR-Üreğir-Yüreğir-Yüregil
06 – YİVA-Yuva
07 - EYMÜR-Emir-Emre-İmir
08 - ALAYONTLU-Alayöntlü-ALATLI
09 - BİÇNE-Becenek-Peçenek
10 - SALUR – Salır - Salgur
A)    Yalavac obası
B)    Karaman obası
C)    Anaböleği obası
ve bu obalardan türeyen Yörük kolları
a ) Usta
b ) Yomut
c ) Hızır
d ) Akkoyunlu-Akçakoyunlu
e ) Sarıklı Aksarıklı
f ) Karakoyunlu-Karacakoyunlu
g ) Teke
ga) Burgaz
gb) Akseki
gc) Bahşı-Bahşi
gd) Karaca
ge) Karatekeli
gf)  Alseki
gg) Aziz-Aziziye Kınalı Yörükleri
gh) Daş-Taş-Taşlu
gı) Tongüç-Tonguç
gi)  Ayak-Kızılayak
gk) Ötemiş-Ödemiş
gl)  Mırış
gm) Tutamış
gn) Karaahmet
go) Toktamış
gö) Tufaz
gp) Gökçe
gr) Saçmaz
gs) Orduhoca-Müderris
gş) Sakar- Saka
gt) Manavgat – Manavgat eski yürüğü
 
11 - KINIK
A ) Atalar-Atabeyler
B ) Selçuklu Padişahları
 
12 - ÇEPNİ
A ) Ruğuş
B ) Yakupoğulları
C ) Ganetler-Canıklar
D ) Oturak
d a) Bayramoğulları
E ) Demirler
ea ) Kuşdemir
e b) Kandemir
 
Bu 24 boya bazı tarihçiler iki boy ilavesi yapıyorlarsa da bunların yirmi dört boyun bazılarından karma oluştuğu isimlerinden bellidir: 1 - ALTIHALABLU, 2 - TRABLUS-ŞAM TÜRKMENLERİ.
 
Bu yazımızda örnek olgu olarak sunduğumuz, Yalvaç yöresine Türkman Yörükanı iskânıyla yerleşkelerin isimlendirilmesi, geçmişte aslına uygundu. Bu gün bazıları değiştirildi. Örkenez Bağkonak, Surk Çatırçal, Elbengi Bağlarbaşı, Köstük Çamharman, Manarga (Manavgat) Dedeçam, Kötürnek Madenli oldu, yerleşkelerin öz adlarıyla bağları koptu. Bazıları değişik telaffuzla anlamları farklılaşarak resmiyete geçti: Yalavac Yalvaç, Öyüklü Hüyüklü, Sakar-Saka mahallesi önce Akarkulu sonra Saray Mahalle, Kaş Yenicesi Mahallesi önce Yenice sonra sadece Kaş Mahalle, Kundanlı Kumdanlı, Kozluca Kozluçay oldu, anlamlar değişti ya da eksildi. Bu uygulamaya ülkenin birçok yerleşkesinde rastlamak mümkün.
 
Bu tarz değişiklikleri talep eden halkın ve buna göz yumarak fırsattan istifade işgüzarlık yapan resmi görevlilerin ne kadar tarih bilincinden yoksun oldukları ortada. Bizlere düşense “asıl azmaz bal kokmaz”, “aslını inkâr eden haramzade” diyerek özümüzü, kökümüzü gerçek kaynaklardan araştırıp bulmak, atalarımızın hatırası yerleşke isimlerini sahiplenerek ihya etmek olmalı.
 
Nitekim, bilimsel yöntemle araştırınca Yalvaç ve yöresinin aslen ve neslen Türkmân Yörükânı, yani özbeöz Türk olduğu tartışmasız ortaya çıktı.
 
Yüce Allah'tan Şiir Fırtınası oku ve üyelerine ömür boyu sağlık, esenlik, mutluluklar dilerim. Sevgi, selam ve saygılarımla…
 
 
BAYIR GÜLÜNE
 
Varsam obanıza konuk eğlensem,
Candan keşik tutar elden el Gül’üm !..?
Kaçamak işmarla bu hasret dinmez,
Koz ağacın çimenine gel Gül’üm !..
 
Sayrı düştüm göç alayın kaçırdım,
Yarpuzlu gözeye kömen göçürdüm,
Neden sonra doru tayı uçurdum,
Darıbük’te yolu kesti sel Gül’üm !..
 
Göynük Çoban Albız’dan can apardı,
Dal uzatıp azgın sudan çıkardı,
Çöğen dövdü, yaram berem otardı,
Kırıntı’dan esti karayel Gül’üm !..
 
Ey Honamlı güzel ıhtır mayayı !..
Aşkıma şahit tut İsli Kaya’yı !..?
Sana yaktım bunca uzun havayı,
Ondan sebep ağlamaklı tel Gül’üm !...
 
Ayı Yalağı’na bastım sazımı,
Akarca’da ti’ye aldım sızımı,
Ketenlik’te sardım Yörük kızını,
Gamzelendim gül yanağa, gül Gül’üm !...
 
Yayla serini bu seven de üşür;
O köz dudaklarda höşmerim pişir !..?
Oyalı yaşmağın omzuna düşür,
Siyah zülfün ak gerdana çel Gül’üm !..
 
Dağlar sırasında Anamas namlı,
Obalar içinde "Garsavurdanlı",
"Üç etek" kuşanmış eli kirmanlı,
Kurban olsun sana, bin Sindel Gül’üm !..
 
Üstüne gül koklar olsam, ay bedir,
Haylaz kurdu kırk çomarla sür getir !..
Altı kurşun bir hançerle iş bitir,
Yüreğimi yedi yerden del Gül’üm !..
 
Alaçık çadırda od, ocak sönmez;
Bilge tapşırdığı sözünden dönmez;
Yavukludan önce yayladan inmez,
Onunkisi karasevda bil Gül’üm !..
 
YUSUF BİLGE
 
AÇIKLAMALAR :
* Keşik : Sıra nöbeti
* İşmar : Kaş göz işareti
* Koz ağacı : Ceviz ağacı
* Albız : Ezrail Meleği
* Çöğen : Helva ve ilaç yapımında kullanılan sütlü bir bitki
* Darıbük, Kırıntı, Ayı Yalağı : Antalya Serik tarafından Anamas yaylalarına yola çıkan yörük göçünün Yazılı Kanyon, Isparta-Sütçüler, Eğirdir üzerinden takip ettikleri güzergah isimleri
* Honamlı : Bir yörük oymağı adı
* Maya : Dişi Deve
* Akarca, Ketenlik, Sindel : Anamaslarda yayla isimleri
* Höşmerim : Kaymakla yapılan bir tatlı çeşidi
* Garsavurdanlı : Honamlı Yörüklerinde bir oba adı
* Kirman : Yün ip eğirmek için tahdadan el döndürgeci
* Alaçık Çadır : Keçi kılı ipinden dokunmuş çul haba gerintisi, bir ailenin barınmasına yetecek yayla çadırı
* Bedir : Ayın dolunay hali

 


YAZARA AİT YAZILAR

Yazı Başlığı Tarih Okunma
İSTANBUL'UN ÖN TÜRKÇE ADI UÇ-OĞ-BOLUĞ İDİ 2017-10-27 03:13:11 1955
YÜZYIL ÖNCESİNDE YALVAÇ 2016-11-15 21:11:29 1492
"ANADOLU 10000 YILLIK TÜRK YURDUDUR" 2016-06-10 01:29:01 770
DESTANSI KUT ZAFERİMİZİN 100. YILI ANISINA 2016-04-30 15:57:59 1142
ISPARTA'NIN YALVAÇ YÖRESİ EN AZ 15 BİN YILLIK TÜRK YURDU ÇIKTI 2016-01-11 18:14:20 1520
EY TÜRK ÖĞÜN, GÜVEN, ÇALIŞ !.. 2016-01-06 15:40:04 998
ŞAİR SADETTİN KAPLAN'A SAYGI 01.05.2015 516
TÜRKMÂN YÖRÜKÂNI 07.09.2013 573
FUZULÎ RİND-İ ŞEYDÂDUR 11.02.2012 525
DOĞAL GRİP AŞISI 16.10.2011 1718
CENGİZ DAĞCI'yı UĞURLARKEN 24.09.2011 1689
ŞAİR ADAYLARINA TAVSİYE 23.09.2011 1440