Yazar Hakkında

Prof.Dr.Nurullah Çetin

Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

Türk Milletinin Kurtuluşu, Modern Potlaç Uygulamasinda

yzr nurullah cetin

Eski Türk geleneğinde Türk boyları ve boy beylerinin, bölünüp parçalandıklarında ve dara düştüklerinde ziyafetle uyguladıkları bir birleşme ve bütünleşme yöntemi vardır. Dede Korkut’ta da belirtildiği üzere eski Oğuz Türklerinde şölenler, ziyafetler meşhurdur. Bunlar için potlaç, kençliyü, han-ı yağma, şölen ve toy gibi terimler kullanılır.
Bu ziyafet türlerinden biri de potlaç olup bu geleneğin bir şekli de şöyleydi: Bütün Türk boylarını birleştirip hepsinin beyi olmak isteyen yani beylerbeyi olmak isteyen bey, büyük bir ziyafet verir ve bütün beyleri çağırırdı. Ziyafete gelen beyler, ziyafet sahibinin beyliğini kabul etmiş sayılırdı. Gelmeyen de bu Türk birliğine katılmadığını, ayrı baş çekmeye devam edeceğini belirtmiş oluyordu. Ziyafette yenilir içilir, sonra ziyafeti veren bey, özel eşyalarını alıp, geri kalan malını mülkünü, evini barkını, çadırını, atlarını, koyunlarını nesi varsa, ziyafete katılan beylere ve halka yağmalatırdı. Bu sembolik davranışıyla beylerbeyi, “beylik almakla, milleti ve devleti soyup soğana çevirmekle değil; vermekle olur” demek isterdi. Böylece hâkimiyetini, beylerbeyliğini ilan etmiş, Türk milleti de güçlü, büyük toplumsal birliğine kavuşmuş olurdu.
Oğuz Kağan destanında da Oğuz Kağan, bütün Türkleri birleştirmek için, Oğuz beylerine ve halka ziyafet verdikten sonra kendisini kağan ilan edip onları dünyayı fethe çağırıyor ve şöyle diyor:


“Ben size oldum kağan
Alalım yay ve kalkan
Damga bize olsun alamet
Bozkurt olsun naramız

Demir mızraklar olsun orman
Av yerinde yürüsün kulan
Daha deniz daha nehir
Güneş tuğ olsun gök çadır”

Bugün Türkiye Türklüğü, irili ufaklı birçok parti, dernek, vakıf, değişik topluluk ve kişilerden oluşan boylara ayrılmış, her parti ve topluluk başkanı, ayrı baş çeken boy beyi halindedir. Atatürk’ün kurduğu tam bağımsız, üniter, millî Türk devleti kurum ve değerleriyle tasfiye ediliyor, vatan toprakları Sevr’e göre parçalanıyor, Türk milletinin egemenlik hakları eşkiyaya devrediliyor.
Bu vasatta antiemperyalist, tam bağımsızlıkçı, milliyetçi, istiklalci parti ve sivil toplum kuruluşu başkanları bir araya gelip vatanın ve milletin selameti için vaz-ı yed etmiyorlar. Her birisi, “herkes bende birleşsin, herkes benim partime gelsin” inadında.
Bu durumda kurtuluş için eski Türk geleneği potlacı, yeni şartlara uyarlayarak uygulamak zorundayız.
Bu nasıl olacak? İradeli bir Türk beyi ya da hatunu çıkacak, gönül sofrasını açarak bir bilgelik ziyafeti verecek. Bütün milliyetçi beyleri bu ziyafete davet edecek. Kendine ait kişisel bütün liderlik yetkilerini yağmalatarak teslim edecek. Yani tek yetki sahibi antidemokrat bir lider olmayacak. Onları millî bir çatı partisi altında toplayıp birleştirecek. Türk devletinin ve milletinin selameti için, millî Türk devletinin yeniden ihyası ve inşası için görev paylaşımı yapacak. Bütün yetkileri tekelinde toplayan ve tek karar mercii olan klasik geleneksel bir bey olmak yerine, yetkilerin eşit şekilde paylaştırıldığı kurumsal beylik ihdas edilecek. Yani kurulacak millî çatı partisinde mesela ekonomi politikalarını millî ekonomi üstadı olan boy beyi belirleyecek, şekillendirecek ve uygulamaya koyacak. Millî savunma politikalarını efsane komutan olan boy beyi yürütecek. İç güvenlik politikalarını teröre karşı “cesur yürek çelik bilek” diye ün yapan boy beyi üstlenecek. Tarım, eğitim, kültür, dışişleri gibi diğer alanlarda da yetkin, uzman, tecrübeli ve bilgili olan boy beylerine yetki verilecek.
Bunlar kendi alanlarında komisyonlarını kurup politikalarını belirleme ve uygulama yetkisiyle donatılacaklar. Parti başkanı da yetkilerin eşit şekilde paylaştırıldığı kurumsal liderliğin sözcüsü olacak. Dolayısıyla tek adam hâkimiyetine yer verilmeyip, ortak akıl, ortak bilgi, ortak tecrübe, ortak yetki, ortak sorumluluk esasına dayalı tamamen yerli ve millî bir siyasi teşkilatlanma gerçekleştirilecektir.
Bu yapı, ümitsizliğe düşmüş olan, çaresizlikten dolayı sevdiği küçük parti liderine değil de, oyum boşuna gitmesin diye kerhen Amerikan vesayetçisi iri partilere oy verme durumunda kalan büyük Türk milleti için ümit, heyecan, enerji, sinerji kaynağı olacaktır. Demokratik çerçevede tek çıkış yolu budur.
Şimdi sıra, çağdaş şartlara uyarlanmış bu potlaç geleneğini başlatıp uygulayacak iradeli Türk beyini ya da hatununu bulmakta, ya da bunların kendiliğinden bir şekilde ortaya çıkmasında.
Yazımıza Tevfik Fikret’in bir sözüyle son verelim: “Bu bir hayal! Olsun; ben o hayale de bin canla inandım.”
Prof. Dr. Nurullah Çetin
17 Kasım 2013