Yazar Hakkında

mehmet şahan

1957 KİLİS DOĞUMLU, EMEKLİ ÖĞRETMEN ------ÖZ BİLİYORSA SÖZÜNÜ; ------PEKİ, GÖZE NE GEREK ------GÖZ GÖRMÜYORSA ÖZÜNÜ; ------DE Kİ, SÖZE NE GEREK -------------------------------------- MEHMET ŞAHAN


Şiirlerim - Makalelerim - Hikayelerim

HİLAFET VE LİYAKAT...

 

HİLAFET VE LİYAKAT
 
            Ben köyde doğdum. İlkokulu bitirene kadar da köyde yaşadım. Babam çiftçilik yapıyordu. Bağlarımız, bahçemiz, tarlalarımız ve zeytinliklerimiz vardı. Tüm bu arazilerin muhtelif zamanlarda yapılan çeşitli bakım ve tımar işleri olurdu. Bu işler, işi bilen kimselere yaptırılmaya çalışılırdı.
Bazen yapılan iş beğenilmez “ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmekte üste ver” derlerdi. Büyüklerimizden duyduğum bu söz çok dikkatimi çeker ama bu söze bir türlü anlam veremezdim. Ne demekti acaba? Hem ekmek verecek, hem de üste bir ekmek daha verecek! Uzun yıllar anlamını çözememiştim. Rahmetli dedeme sorduğum zaman o da benim anlayabileceğim kadar “oğlum işi bilene yaptıracaksın” derdi.
Şimdi bakıyorum da herkes işi biliyor! Hem de çok iyi biliyor! Sadece bilmekle de kalmıyor bir günde iyice uzmanlaşıyor, başkalarına da uzmanlığını kabul ettirmeye çalışıyor. Özellikle sanal ortamda kendilerine bir dünya kurmuşlar, hemen her işte uzman olmuşlar! Yaşamımıza yepyeni kavramlar kazandırdılar: “Sanal Bilimciler, Sanal Âlimler, Sanal Hukukçular, Sanal Toplumcular ve Sanal Liderler!”
Bu yeni oluşumlar her gün:
Devletler kuruyor, devletler yıkıyor!
Milli Eğitim sistemine bir çırpıda mükemmel bir yapı kazandırıyor!
Ekonomiyi canlandırıyor, adeta şaha kaldırıyor!
Sosyal dengeyi kuruyor, toplumda ki adaletsiz yapılanmayı ortadan kaldırıyor!
Adalet sistemini sil baştan düzenleyerek, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını koruyor!
Hepsinden daha önemlisi bir günde öyle bir Anayasa yapıyor ki! Dünyaya örnek olabilecek bir Anayasa!...
İşte tam bu noktada yine rahmetli dedemin sözü aklıma geliyor “Oğlum, ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver”. Sanki dedem bu günleri yaşamış da beni uyarmaya çalışıyordu.
Ayrıca, tüm bunlar bana “acaba ilk halife nasıl seçildi” sorusunu hatırlattı. Nasıl seçildiğini hatırlayalım isterseniz:
“Rasûlullah (s.a.s.) 13 Rebiyülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefat etti. Onun vefatını duyan Müslümanlar büyük bir üzüntüye kapıldılar ve ilk anda ne yapmaları gerektiğine karar veremediler. Ama o da bir ölümlüydü.
Hz. Ömer, onun Hz. Musa gibi Rabbi ile buluşmaya gittiğini, O'nun için "öldü" diyen olursa ellerini keseceğini söylüyordu.
Ebû Bekir, Rasûlullah'ın iyi olduğu bir sırada ondan izin alarak kızının yanına gitmişti. Vefat haberini duyar duymaz hemen geldi, Rasûlullah'ı alnından öptü ve "Babam ve anam sana feda olsun ya Rasûlullah. Ölümünde de yaşamındaki kadar güzelsin. Senin ölümünle peygamberlik son bulmuştur. Şanın ve şerefin o kadar büyük ki, üzerinde ağlamaktan münezzehsin. Ya Muhammed, Rabbinin katında bizi unutma; hatırında olalım ..." dedi.
Sonra dışarı çıkıp Ömer'i susturdu ve;
"Ey insanlar, Allah birdir, O'ndan başka ilâh yoktur, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah apaçık hakikattir. Muhammed'e kulluk eden varsa, bilsin ki o ölmüştür. Allah'a kulluk edenlere gelince, şüphesiz Allah diri, baki ve ebedîdir. Size Allah'ın şu buyruğunu hatırlatırım: "Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Simdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah'a hiçbir ziyan veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır" (Âl-u İmrân, 3/144). Allah'ın kitabı ve Rasûlullah'ın sünnetine sarılan doğruyu bulur, o ikisinin arasını ayıran sapıtır. Şeytan, peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmasın, dininizden saptırmasın. Şeytanın size ulaşmasına fırsat vermeyiniz" (İbn Hişâm, es-Sire, IV, 335; Taberî, Târih, III, 197,198).

            Hz. Ebû Bekir bu konuşmasıyla orada bulunanları teskin ettikten sonra Rasûlullah'ın teçhiziyle uğraşırken, Ensâr, Benû Sâide sakifesinde toplanarak Hazrec'in reisi olan Sa'd b Uhâde'yi Rasûlullah'tan sonra halife tayini için bir araya gelmişlerdir.
Ebû Bekir, Hz. Ömer, Ebû Ubeyde ve Muhacirlerden bir grup hemen Benû Saîde'ye gittiler. Orada Ensâr ile konuşulduktan ve hilâfet hakkında çeşitli müzakereler yapıldıktan sonra:
Hz. Ebû Bekir, Ömer ile Ebû Ubeyde'nin ortasında durdu ve her ikisinin ellerinden tutarak ikisinden birine bey'at edilmesini istedi. O, kendisini halife olarak öne sürmedi. Hz. Ebû Bekir'in konuşmasından sonra Hz. Ömer atılarak hemen Ebû Bekir'e bey'at etti ve,
"Ey Ebû Bekir, Müslümanlara sen Rasûlullah'ın emriyle namaz kıldırdın. Sen onun halifesisin ve biz sana bey'at ediyoruz. Rasûlullah'a hepimizden daha sevgili olan sana bey'at ediyoruz" dedi. Hz. Ömer'in bu âni davranışı ile orada bulunanların hepsi Ebû Bekir'e bey'at ettiler.”
Değerli arkadaşlar, Hz. Ebu Bekir’in nasıl halife seçildiğini yorum katmadan olduğu gibi anlatmaya çalıştım. Aslında her ikisi de Halife olmaya layık insanlardı. Hz. Ebu Bekir yumuşak ve sakin, Hz. Ömer ise daha sert bir kişiliğe sahipti. Yapılan bu seçimde dikkat edilen en önemli kıstasın “Liyakat” olduğunu görüyoruz. Ayrıca, “Ey Ebû Bekir, Müslümanlara sen Rasûlullah'ın emriyle namaz kıldırdın, sözünü hatırlatarak Ahde vefa örneği” görüyoruz.
İşte şimdi dedemin bana “Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver” sözü ile anlatmak istediğini tam olarak anlıyorum:
“İşi ehline, layık olana ver” diyordu…
Şimdi sanal ortamda kraldan daha kral olanlara soruyorum:
Kendi mensubu oldukları siyasi partinin genel başkanını yerden yere vurarak, partinin kaynayan bir kazan gibi görünmesine neden olmuyorlar mı?
Dosta düşmana karşı kendi genel başkanlarını rencide etmiyorlar mı?
Siyasi yapılanmaların belli kanun ve yönetmeliklere bağlı olduğunu bilmiyorlar mı?
Ve son soru: Hz. Ebu Bekir’e neden Halife olarak bey’at edilmiş, anlamıyorlar mı?
O zaman rahmetli dedemin sözünü tekrar yazıyorum:
“Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver”.
Saygılarımla…   
 
MEHMET ŞAHAN
07.10.2011-İSTANBUL

 
 

YAZARA AİT YAZILAR

Yazı Başlığı Tarih Okunma
SİZ, BU YÜKÜ KALDIRAMAZSINIZ... 2017-01-23 01:41:50 2186
Bir Eylem, Kaygım ve SONUÇ 02.06.2013 3737
ÇÖZÜM+PKK+SURİYE=İKBAL 11.05.2013 1317
ONLAR İNANMIŞTI !!!... 07.05.2012 2358
İLAHİ ADALET ŞAŞMAZ... 30.03.2012 2098
ŞEHİRDE GÜNAH OLAN, KÖYDE MÜBAH MI ? 02.03.2012 1460
KUKLA MI İSTİYORSUNUZ? EMRİNİZ OLUR! 13.02.2012 1820
BİR SORU, BİR CEVAP... "BOP" 04.02.2012 1582
% 50'NİN SIRRI!... 22.01.2012 1485
NEDEN TANRI? 03.01.2012 1621
ACI AMA GERÇEK: İTİRAF EDİYORUM! 06.12.2011 421
SIZLANMAK ÇÖZÜM MÜDÜR ? KOLAYCILIK ! 20.11.2011 1501
HEYHAT Kİ HEYHAT ! 15.11.2011 1895
ESKİDEN ! (Bayramınız Kutlu Olsun) 05.11.2011 1459
VATAN HAİNİ KİME DENİR? 29.10.2011 1856
YA TUTARSA! 21.10.2011 1587
ÖTEKİLEŞTİRMEK!... 15.10.2011 1631
HİLAFET VE LİYAKAT... 08.10.2011 1582
HALKI DEĞİL, BENİ TEMSİL ET! 02.10.2011 1396
VATAN KURTARACAK !.. 29.09.2011 2074